Loading...

Prof. Dr. Aslı Tolun’u hâlen genetik araştırmalarını sürdürdüğü İstanbul Teknik Üniversitesindeki yeni laboratuvarında ziyaret ettik... Üsküdar Amerikan Kız Lisesi günlerinden Türkiye’de ilk hastalık genini keşfine, kadın haklarından bilim etiğine uzunan bir yolculuğa çıktık.

Memur bir cumhuriyet ailesinin üçüncü çocuğu olarak, çocukluğu 50’li yıllarda Anadolu’da geçen Prof. Dr. Aslı Tolun, Artvin’den Üsküdar Amerikan Kız Lisesine (ÜAKL) yatılı olarak gelmiş. Robert Kolejdeki fizik eğitiminden sonra, ABD’de genetik biliminin en heyecanlı günlerinde çalışmalarını bu alana yöneltmiş. 1970’li yıllarda İsveç’te doktorasını yaparken, ABD’de DNA’nın ikili sarmal yapısını keşfeden Prof. Watson’un yönettiği araştırma merkezinde de çalışmış. 1982 yılında Türkiye’ye dönerek Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünün (o zamanki Biyoloji Bölümü) kuruluşunda yer almış. Oradaki küçük laboratuvarında insanda hastalıklara yol açan gen kusurlarını, dolayısıyla yeni hastalık genleri arayan Dr. Tolun, Avrupa Moleküler Biyoloji Örgütüne (EMBO) Türkiye’den üye tek bilim kadını; geçen yıl da ODTÜ Prof. Dr. Mustafa Parlar Vakfı Onur Ödülü aldı. Yılmaz bir etik ve eşit haklar savunucusu, yetiştirdiği onlarca bilim insanıyla Hocaların Hocası...

Üsküdar Amerikan Lisesine gelmeden önce Anadolu’da farklı kentlerde büyümüşsünüz. Artvin’den okula gelişiniz nasıl oldu?

Babam Mülkiye mezunuydu, uzun yıllar Anadolu’da kaymakamlık ve valilik yaptı. Tam bir cumhuriyet kuşağıydı ve bizim büyük şansımızdı. Ben üçüncü çocuk olarak sürpriz olmuşum. İlk yaşımda Sivas Gürün’deymişiz, hatta Deniz Gezmiş’in ailesi de orada görevliymiş o zaman. Oradan Ankara’ya gittik, sonra Gümüşhane’ye. İlkokula 5 yaşımın sonunda başladım. Evde ağabey ve abla olunca, erken heveslenmiştim. Birinci sınıftan sonra Artvin’e gittik, ilkokulu orada bitirdim. O zamanlar Rus yapımı evleriyle küçük, şirin bir yerdi. İlkokul son sınıfta arkadaşlarıma, “Ben ÜAKL’ye gideceğim, babam beni kaydettirdi” diyordum. Ablam ve ağabeyim bir yıl önce yatılı olarak İstanbul’a gitmişti. Ağabeyim o zamanki Kadıköy Maarif Kolejinde, ablam ise Erenköy Kız Lisesindeydi. Amcamın eşi yengem ÜAKL’ye başlamış ama bırakmak zorunda kalmış; hep, “En iyi okul Üsküdar Amerikan’dır,” derdi. Belki babam onun etkisinde kaldı. Ama girişimde komik bir durum oldu. Ben herkese “Babam beni Üsküdar’a kaydettirdi” diyordum ya, meğerse o, sınava kayıtmış. O yaz İstanbul’a geldik. Bir gün annem, “Salı günü bir yerlere gidelim,” deyince, babam “Yok gidemeyiz, o gün Aslı’nın sınavı var,” dedi. “Babacığım, ne sınavı?” dedim: “Üsküdar Amerikan’ın sınavına gireceksin,” deyince, ben çok şaşırmış, “Ya kazanamazsam,” demiştim. Sınava girdim ve iyi bir dereceyle yatılı olarak kazandım. Lise son sınıfta müdiremiz Miss Morgan bana şöyle demişti: “Artvin gibi çok küçük bir yerden gelip sınavda başarılı olmana çok şaşırmıştık”.

Yüzlerce öğrenci yetiştiren bir öğretmen olarak, o günlerde Üsküdar’daki ortamdan neler hatırlıyorsunuz? Kız okulu olarak o yıllarda üniversiteye yaklaşım nasıldı?

“Kızsınız ve her şeyi yapabilirsiniz,” diye yetiştirildik. Hatta o yıllarda Suffragette diye bir kavram vardı. Okulda kadın özgürlüğüyle ilgili İngilizce şarkılar öğreniyor ve söylüyorduk. Onun yanı sıra, ev ekonomisi (home-ec) dersleri vardı; hâlâ öğrendiklerimden yararlanırım. Dikiş bile gelir elimden. Şöyle hatırlıyorum: “Biz öğrencimizi hayata hazırlıklı yetiştiriyoruz.” Ben çok meraklıyımdır ve çözüme kolay ulaşırım. Deneysel çalışmanın da katkısı vardır tabii. O zamanlar, “Üsküdar Amerikan iyi ev kadını yetiştirir, üniversiteye gitmeyi istiyorsanız, unutun” gibi şeyler kulağımıza gelirdi. Fakat öyle bir durum olsaydı, babam beni kesinlikle o okula göndermezdi. Babam eğitime çok düşkündü, bütün çocuklarını okuttu, kendi babası gibi. Bence okulun öyle bir yaklaşımı yoktu. Okuluma öyle bir yaklaşımı pek yakıştırmam. Ama bir Reunion günü sahnede bu söylediklerime benzer şeyler söylediğimde, bizden beş yıl büyük bir mezun şöyle dedi: “Bu söyledikleriniz sizin sınıfla başladı. Biz daha çok ev kadını olarak yetiştirildik.” Ama bizden önce de çok başarılı mezunlar var. Örneğin, Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden hiç tanımadığım Prof. Ayşin Dervent’ten yardım istemiştim. Hastalık genini bulduğumuz bir ailede güvenilir klinik değerlendirme gerekiyordu. İngilizcesinin ve hal-tavrının çok düzgün olduğunu gördüğümde, “Mutlaka ÜAKL’lidir” demiştim ve öyle çıkmıştı. Okul ruhunu çok hissederdik.

Lisede fen ile edebiyat ayrımı olmasa da eğitim çok iyiydi. Geometri okumadığımızdan, üniversite sınavı için bir geometri öğretmeni bulmuştuk; okuldan sonra gelip, 8-10 kadar öğrenciye ders veriyordu. Üniversite giriş sınavlarında çok iyi sonuçlar aldık. Fen, tıp, mühendislik bölümlerini kazananlar çoktu. Ben lisede ilk 10’a girmiyordum, ama fen, matematik ve edebiyatta iyiydim. Üniversitelerde istediğim her bölümü kazanmıştım – o zamanlar her üniversite ayrı sınav yapardı. Sonucu şöyle yorumlamıştık: Üsküdar Amerikan her şeyi öğretmiyordu, ama öğrettiğini çok iyi öğretiyordu. Çok donanımlı mezun olmuştuk. Yatılı olmak ayrıca büyük avantajdı. Sosyal ve kültürel olarak bize çok şey kazandırdı; bittiğinde çok üzülmüştük. Öğretmenlerle de çok yakındık, onlara nazımız geçerdi. Onlar da bizi çok yönlü eğitmeye gayret ederlerdi. Akşamları yatakhanede yoğun ısrarımız üzerine gitar çalar, şarkı söylerlerdi. Çok gençtiler, yirmili yaşlarda, ve yatılı kalırlardı. Bir de sabah erken yürüyerek Kanlıca’ya yoğurt yemeye gidip otobüsle döner, derse yetişirdik. O zamanlar olağan olmayan etkinliklerimiz vardı. Öğretmen bizi yakındaki koruya götürür, hep birlikte koruyu temizlerdik. Hatırlıyorum, bir öğretmen yolda yere çöp atan bir adamın çöpünü kutuya atıp, ona kötü kötü bakmıştı. Öğretmenler hep örnek olurlardı. Sosyal yardım kulübü olarak, köylerde okul inşasına katılırdık. Uyku tulumlarını beton zemine serip, uyumaya çalışırdık. Kız okulu olmasının avantajları vardı mıydı? Mutlaka. Karma okullarda erkeklerin kızları baskıladığı bilinir. Öğretmenin ilgisini her zaman erkekler çeker, hep daha fazla konuşurlarmış, bilimsel araştırma sonuçlarına göre. Biz o sıkıntıyı yaşamadık; sonra da mesleğimizde ilerledik, başarılı olduk. Son 20 yılda moleküler biyoloji ve genetik alanında meslek tanıtımı için okula birçok kez gittim. Kızlar hep en ön sıralarda oturur, erkeklerden daha çok soru sorardı. “Ezik kız” havası görmemek çok hoşuma giderdi.

Lisenin ardından üniversite ve genetik alanına yönelmeniz nasıl oldu?

ÜAKL’nin ardından Robert Koleje girdim. Orada liseden 8 yatılı arkadaşımla yine birlikteydik. Önce kimya mühendisi olmak istedim, sonra fizikte karar kıldım. Ama aslında matematik en sevdiğim alandı. Son yılımda bir hoca bana, “Amerika’da biyofizik alanı var, çok hızlı gelişiyor, sen bu alana yönel,” demişti. İnternet, e-posta yoktu; kütüphanedeki kataloglardan üniversiteleri inceleyip, mektupla başvurulurdu. Pensilvanya Eyalet Üniversitesine biyofizik yüksek lisans programına burslu olarak kabul edildim. Tek başıma atladım gittim ABD’ye... İlk dönem biraz bocaladım, ama sonra notlarımı yükselttim ve bir buçuk yılda tezimi tamamladım. Güzel bir yayın da çıkardık. Oradan doktora için İsveç’e, Uppsala Üniversitesine genetik alanında çalışmaya gittim.

DNA’nın ikili sarmal yapısını keşfeden isimlerden biri olan James Dewey Watson’ın yönettiği araştırma merkezinde de çalışmışsınız…

O zamanlar genetik camiası çok küçüktü; meşhur her araştırıcıyı tanıma fırsatım olmuştu. DNA’nın yapısını bulan iki kişiden biri olan Dr. Watson, ABD’deki Cold Spring Harbor Laboratuvarını (CSHL) yönetiyordu ve ondan habersiz orada kuş uçmuyordu. Doktora çalışmalarımı İsveç’te yaparken, danışmanımla birlikte oraya gittik ve DNA’yı kesen enzimleri bulan ekiple dört ay çalışma fırsatı buldum. Çok heyecanlı günlerdi. Hiç unutmuyorum, ilk günümde yolda Dr. Watson ile karşılaştık; henüz tanışmamıştık. “Merhaba” dedi ve elini uzattı. Ben ismimi söyledim, o kendi ismini söylemedi. Hangi konuda çalıştığımı sordu, “DNA eşlenmesi” deyince, “Virology dergisinde çıkan o güzel makale senin, o zaman” demişti. Adeta ‘eridim’. Aslında danışmanım benim için, onun iznini almıştı tabii, o nedenle beni biliyordu. Sonra saygın bir bursla ABD Kaliforniya Üniversitesi San Diego’ya doktora sonrası araştırıcı olarak gittim ve 1981 yılı sonuna kadar orada kaldım. O laboratuvarı bana CSHL’den, daha sonra Nobel ödülü almış bir profesör önermişti: “Biliyorsun, bilim insanları hep bir hoştur. Ama sana Dr. Helinski’yi öneririm. Hem çok iyi bir insandır, hem laboratuvarında iyi bilim üretilir, hem de Güney Kaliforniya çok güzeldir,” demişti. On yılı aşkın bir süre yurt dışında genetik üzerine çalıştım. O yıllar dünyada bilim için bereket yıllarıydı. Çok güzel bir dönemdi, iyi laboratuvarlarda güzel çalışmalar yaptım. Öyle ki, ülkeye döndükten sonra uzun yıllar pek makale yayımlayamamış, ama eskiler sayesinde araştırma desteği bulabilmiştim.

1981’de Türkiye’ye dönmeye nasıl karar verdiniz, nasıl bir ortamla karşılaştınız?

Yurt dışında eğitimimi tamamlamıştım. Ya sürekli bir iş bulup kalacaktım ya da ülkeme dönecektim. 1981 yılının sonunda gelip burada çabalamak istedim. Boğaziçi Üniversitesinde genetik bölümü yoktu; biyoloji bölümünde öğretim üyesi olarak işe başladım. Tüm bölüm çalışanları aynı odada otururduk - laboratuvar yoktu, araştırma için cihaz ve malzeme yoktu. Yurt dışında genetiğe bakteri ve virüs genetiğiyle başlamıştım. Neden derseniz, insan genomunu inceleyecek teknoloji o zamanlar yoktu. Boğaziçi Üniversitesindeki bölüm başkanımız Amerikalıydı. Sürekli ona, “Kaynak bulalım, araştırma yapalım” diyordum... O da, “Kalıtsal hastalıklarla çalışalım, fen ve sağlık alanı birlikte olunca araştırma için daha kolay kaynak buluruz,” demişti. Ben de virüs ve bakteri genomundan, insan genlerini incelemeye, yeni gelişen teknikleri uygulamaya, araştırma yapmaya başladım. Bu amaç için yeniden İsveç’e gidip gelmeye başladım. Doktora danışmanım çağırmış, “Biz de hastalık genetiği çalışmaya başladık. Gel, buradaki laboratuvarda yöntemleri oturt, sonra Türkiye’de uygularsın,” demişti. Boğaziçi Üniversitesinin o zamanki rektörü Ergun Toğrol yeni yapılan bir binada bize yeterli genişlikte mekân tahsis etti, cihaz ve malzeme alımına çok destek oldu. Bölümdeki tek genetikçiydim, araştırma yapmak istiyordum, ama laboratuvar kurmak için kaynak gerekiyordu. UNESCO’ya geniş bütçeli bir proje yazdım. Projeyi takip ettim, İngilizcem iyi, yurt dışında bu tür projeler görmüştüm. Ama proje, maalesef hayatında hiç genetik araştırma yapmamış üç kişiye verildi, hısımlık nedeniyle. Gençtim, gerekli mücadeleyi veremedim. Araştırma desteği için TÜBİTAK’a başvurdum, ama bölüm izin vermedi. Rektör yetkisini kullandı (sonrakilerin aksine) ve sonunda destek aldım. TÜBİTAK’tan teşvik ödülü de almıştım. Sonraki rektör uluslararası proje başvuruma izin vermedi, ama kişisel çabalarımla yurt dışından destek bulmayı başardım. Böyle uğraşa uğraşa o zamanlar bölüm insan genetiği alanında ülkede öncü bölümlerden biri olmayı başardı. Ben daha çok Devlet Planlama Teşkilatı desteğiyle araştırmalarımı yoluna koydum. Cebimden harcadığım para da önemli miktardadır. Dolar yükseldikçe, aklıma tek seferde ödediğim 7 bin dolar gelir. Şirketlerden hiç destek bulamadım. Parasız dönemimde yalnızca bir iş kadını 5 bin dolar vermişti; o da çok işime yaramıştı. Zenginler ve şirketler araştırmayı da destekleseler keşke, Batı ülkelerinde olduğu gibi.

Yaptığınız araştırmalardan ve keşiflerden bahsedebilir misiniz?

En sevdiğim çalışmamız, ilk bulduğumuz hastalık genidir. Bu çalışma tamamen ülkemizde yapılmış ilk gen keşfi oldu. Hâlâ bizim en önemli buluşumuz. Ülkemizde sık görülen pulmoner alveolar mikrolitiazis hastalığı üzerine. Akciğerde biriken kalsiyum fosfat zamanla taşçıklar oluşturuyor ve röntgen filminde adeta bir kum fırtınası görülüyor. Akciğer bir süre sonra çalışamaz hale geliyor. Hastalığı taşıyan geniş bir Diyarbakırlı aileyi yayınlayan hekimin peşine düştüm. Haftada bir arıyor, “Geni arayalım” diyordum. Sonunda kabul etti. Köye gidip kan örnekleri topladık ve geni bulduk. Çok da ilginç bir gen çıktı, çalışmamız iyi bir dergide ana makale olarak yayımlandı. Bu bizi çok yüreklendirdi, “Demek ki yapabileceğiz,” dedik. Bilimsel toplantılarda genç araştırıcılardan bana şöyle söyleyenler oldu: “Siz bize bu ülkede araştırma yapılabileceğini gösterdiniz, rol modeli oldunuz”. Ama ilginçtir ki, bu araştırmaya TÜBİTAK destek vermemişti, desteği üniversiteden almıştık. Altı ailede daha aynı gende kusur bulduk; ailelerin hepsinde hastalık akraba evliliğinden kaynaklanmıştı. Bu araştırmadan sonra, hekimler bizi aramaya başladılar ve bildik bir hastalığa benzemeyen, tanı konulamayan birçok hastalıkta gen aradık. Ülkede akraba evliliği sık olduğundan, çekinik hastalıklar çok sık. Sonra Pakistanlı ailelerle de çalıştık, hatta Cezayirli, Tunuslu... Birlikte çalıştığımız Pakistanlı ekiple çok sayıda hastalık geni bulduk. Dünyada en çok hastalık genini hangi ekipler buldu derseniz, biz adayız. Keşfettiğimiz genlerin birçoğu zekâ geriliğine yol açan ağır nörolojik hastalıklarla ilgili. İskelet bozukluğuna, sperm azlığına vb. yol açan genler de var. Bu çalışmalarla ülkemizden Avrupa Moleküler Biyoloji Örgütüne (EMBO) seçilen üç üyeden biri oldum. EMBO tören toplantısına gittiğimde şaşırmıştım, diğer üyelerin çoğu enstitü ya da araştırma merkezi müdürüydü, yayınları çok üst düzey dergilerdeydi. Beni öneren İngiliz bilim kadını, “Çok az üye ilk adaylığında kazanır, siz istisnasınız,” demişti. Yayınlarımız çok üst düzey dergilerde olmasa da (çünkü küçük bir ekiple araştırmayı pek genişletemiyoruz), küçük bir ekibin Türkiye gibi zorlu bir ortamda önemli keşifler yapmasından dolayı ilk seferde seçildiğimi sanıyorum.

Türkiye olarak genetiğe nasıl bakıyoruz, yerimiz dünyada nasıl?

Ülkede maalesef eğitim ve araştırmaya destek liyakata göre olamıyor. TÜBİTAK’ın sitesini arayın, “evrim” kelimesine rastlayamazsınız. Evrim, doğayı anlamanın en bilimsel yolu. Bugün herkes virüs salgınında “mutasyon” konuşuyor; acaba mutasyon ne kadar anlaşıldı? Bir virüsün gözümüzün önünde evrim geçirdiğine tanık olduk, ama eğitimde evrim konusu pek yok. Dünyayla karşılaştırıldığında, genetikte de çok az yol aldık, bilimsel araştırma politikası nedeniyle. Bizde gerçekten çok iyi bilim insanları var, ama onların çok azı deneysel çalışıyor, çünkü o tür çalışma parasal kaynak gerektiriyor, ortak çalışma kültürü istiyor. Türkiye’de ne yapıldı derseniz, çoğu zaman buradan genetik malzemeler toplanıp yabancı araştırıcılara gönderildi. Onlar da araştırmanın sonuçlarını malzemeyi gönderenin ismini de koyarak makale olarak yayınladılar. Son yıllarda bizim gibi hastalık geni arayan ekipler çoğaldı, onlar da güzel keşifler yaptılar. Yurt dışında da çok önemli araştırmacılarımız da var. Büyük ekip ve parasal destekle çalışabiliyorlar. Bizim gibi küçük bir ekiple, az destekle çalışmak çok zor. Ayrıca bir yandan öğrenci yetiştirmek ve ders vermek zorundayız. Tüm olumsuzluklara rağmen, ülkede çok sayıda iyi genç araştırıcı var, yurt dışında da. Keşke şartlar iyileşse de yurt dışındakilerden ülkeye daha çok dönen olsa.

2000’lerde insan genomu tamamen çözüldü denildi ve gelecekte tüm hastalıklar son bulacak gibi bir umut oluştu. Ancak kromozomları haritalamakla, hastalıklar için gene müdahale etmek farklı şeyler galiba...

Genetikte hâlâ birçok bilinmeyen konu var. Bazen bir genin işlevini tahmin edebilsek de, genlerin çoğunun tam ne iş yaptığını bilemiyoruz. Bunu bilmenin en iyi yolu, yeni bir hastalık taşıyan bir ailede genetik araştırmayla, şu soruya yanıt aramak: Hangi gen bozulmuş ki o hastalık ortaya çıkmış? Hastalığa yol açan gen kusurunu bulduğumuzda da hastalığın tedavisi maalesef yok. Aileye ancak şöyle bir faydamız olabiliyor: Yeni bir bebek istendiğinde, fetüs on haftalıkken genlerini inceleyebiliyoruz. Hekim fetüsün kesesinin dışından ufak bir parça alıp bize gönderir, biz de genetik incelemeyle, çocuğun hasta olup olmayacağını belirleriz. Çocuk doğmadan önce, anne karnındayken genetik değişiklik yapılabilir mi? Değişikliğin döllenmiş yumurta aşamasında yapılması gerekir ki, bebeğin tüm hücrelerinde bulunsun. Böyle bir işlem çok zor ve etik ilkelere aykırı. Ama bazı dokularda gen tedavisi uygulanabiliyor, en kolayı ilik hücreleri. İlk örnek ağır bağışıklık sistemi yetmezliği olan 4 yaşındaki bir kıza 1990 yılında yapılan uygulama. Şimdi orak hücre anemisinde de uygulanıyor. Hastadan ilik hücreleri alınıyor, laboratuvarda gen kusuru düzeltildikten sonra hücreler çoğaltılarak kişiye geri veriliyor. Ama önce kan kanserinde olduğu gibi, mevcut ilik hücreleri yok ediliyor ki onların yerini genetiği değiştirilmiş olanlar alabilsin. Fakat hastalıkların çoğunda etkilenmiş dokuda genin düzeltilmesi mümkün değil. Düzeltilse bile, gelişimsel bir bozukluğun düzeltilmesi mümkün değil, örneğin baş büyümemişse (mikrosefali). Mendel türü kalıtım şeklinde, gen kusurluysa hastalık ortaya çıkıyor; kaçış yok. Karmaşık kalıtımda ise yalnızca yatkınlık var, örneğin, kansere ya da diyabete yatkınlık. Kanserle ilgili en tanınan genler BRCA1 ve 2. Angelina Jolie sayesinde farkındalık arttı. Bu genlerdeki bir kusur yüzde 80-85 olasılıkla kansere yol açıyor. Kusur taşıyan bazı kadınlarda kanser gelişmemesinin nedeninin yaşam tarzı farkı olup olmadığı araştırıldı. 1945’ten önce doğanlar, şişman olmayanlar, hatta yirmili yaşlarında şişman olmayanların kanser olma olasılığı diğerlerinden daha az. Çevre koşullarına, yaşam tarzına bağlı olarak yatkınlık artıyor. Kanserli dokuda da gen kusurunu değiştirmek yerine, farklı tedaviler uygulanıyor. İlginç bir nokta ise, bazı genlerin bozuk olmasının hastalığa yol açmaması. Belli genlerin iki kopyası da bozuk olduğu kişiler hasta olmadan yaşıyorlar. Bazı genlerdeki farklılık ise, belli bir üstünlük sağlıyor: Şerpalar oksijen azlığından bizim gibi rahatsız olmuyorlar, elit atletlerin çoğunda ACTN3 geni bozuk.

Gelelim en zorlu soruya, insan ve doğaya nereye kadar genetik olarak müdahale edebiliriz, nasıl yaklaşmalıyız bu konuya?

İnsanda genetiği değiştirme çalışması tamamen yasak. Yalnızca insanda değil, yakın akrabalarımız kuyruksuz maymunlarda da yasak. Bunun bir nedeni, sonucun ne olacağının tam bilinmemesi. Böyle bir girişim başka bir geni de bozabilir. Çin’de etik izin alınmaksızın yapılan bir çalışma, insanda yapıldığını bildiğimiz tek deney. İki kız bebeğin CCR5 geni bozulmuş olarak doğması amaçlanmıştı (2018 yılında). Birinde genin tek kopyasının, diğerinde ise iki kopyasının birden bozuk olduğu anlaşıldı. Genin tek kopyası sağlam olanda amaca ulaşılmamış sayıldı, çünkü onun AIDS’e yakalanma riski sıfırlanmış değildi. Ama asıl sorun şuydu: Kullanılan teknikle (CRISPR) bebeğin başka genleri de bozulmuş olabilir. Genin iki kopyası da bozuk olan (homozigot) bebekte AIDS riski kalkmış olabilir, ama grip ve Batı Nil virüsü bulaşından çok etkileneceği varsayılıyor. Daha da kötüsü, homozigot kişilerin göreceli kısa ömürlü olduğu istatistiksel olarak gösterildi (2019 yılında). AIDS için tedavi yöntemlerinin geliştiğini de düşündüğümüzde, homozigot bebeği şanslı sayamıyoruz. Her gen için böyle bilinmez çok konu var. O nedenle, o tür araştırmaya etik izin verilmiyor. Bitkide genetik uygulama ise çok daha kolay. Etik sorun olmadığından, araştırma ve uygulamalar çok ilerledi. Verimin arttırılması, hastalığa ve zararlılara direnç sağlanması, iyi özellik kazandırılması vb. amaçlanıyor. Çok da iyi ediliyor, çünkü artan nüfusun doyurulması ve çevreye zararlı uygulamaların azaltılması (tarım ilacı kullanımı gibi) bu sayede mümkün oluyor. Genetik yöntemlerle yeni kök hücre oluşturarak, ondan yeni organ yapımına uğraşılıyor. Bir de klonlama var. En ürkünç senaryo, kişiye yedek organ sağlamak için kopyasının yaratılması. Öyle bir uygulama etik değil. Domuzda genetik değişimlerle insana organ verici olmasına uğraşılıyor; geleneksel olarak yalnızca kalp kapakçığı kullanılmakta. Genetik çok tartışacağımız ve çok önemli gelişmelerin olacağı bir alan olmaya devam edecek.

Gelecek demişken, gençlere, özellikle genç bilim kadınlarına neler söylemek istersiniz? Türkiye’de kadın bilim insanı olmak zor mu?

Ben bu soruya hep şöyle yanıt veririm: Ülkemizde kadın olmak zor. Toplumda ve iş yerinde kadına çok fazla mobbing, yani bezdirme, yüklenme var. Bunu kadınlar da birbirine yapar; erkekler ise, rekabetçi cinsiyet olsalar da kadın karşısında hemen birbiriyle dayanışmaya girerler. Örneğin, erkek bir akademisyen on yıl ders vermese kimse itiraz etmez de, bir kadın rahatsızlığı nedeniyle bir-iki derse giremese hücuma uğrar. Bu konuda ne yapılabilir derseniz, etik konularını değerlendiren komisyonlar kurulması ve de komisyon üyelerinin yetkin olması... Boğaziçi Üniversitesinde İnsan Araştırmaları Etik Kurulunu kurmuştum. Türkiye Bilimler Akademisinde hem Onur Kurulundaydım hem Etik Kurulundaydım. İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulunda görev aldım. Gördüğüm şu ki, kayırmacılığı önlemek şimdiki kültürümüzde çok zor. Üstelik, hemen her zaman kadın mağdur. Bilim dünyasında erkekler ön planda, ülkemizde bu daha belirgin. Kadınlar hep önyargı ve zorluklarla karşılaşır. Örneğin, iş başvurusunda kadın adayın kaç çocuğu olduğu konuşulur da erkek için bu hiç söz konusu olmaz. Kadının bekarı, erkeğin evlisi makbuldür. Yapılan bilimsel araştırmalarda, çok benzer sanal özgeçmişler hazırlanmış. Erkek isimli olanlar kadın isimlilerden daha üstün bulunmuş. Üstelik, kadınlar da değerlendirmeyi benzer şekilde yapmış. Kadının bilim dünyasındaki yerini güçlendirmek ve yüreklendirmek için L’Oreal-UNESCO iş birliğiyle Ulusal Genç Bilim Kadınlarına Destek Programını, yine Üsküdar Amerikan’dan mezun arkadaşım Prof. Dr. Beki Mori Kan ve şirketin o zamanki Halkla İlişkiler Müdürü Yasemin Ahsen Böre ile birlikte geliştirmiştik. Sonra birçok Avrupa ülkesi bizim programımızı örnek aldı. Ben genellikle tüm öğrencilerime hep, “Bilimle kalın” derim, kızlar için de ayrıca “Kesinlikle vaz geçmeyin, her şeyi başarabilirsiniz,” diyorum, babamın ve ÜAKL’nin bize dediği gibi... Anadolunun çeşitli kentlerinde davetli olarak sıkça konferans veririm; hatta, ortaöğretim ve ilköğretim okullarında bile konuştum. O konuşmalarda da mutlaka kızları yüreklendirici birşeyler söylemeye çalışırım. Ben ailemden çok destek gördüm, ama her genç kadın o kadar şanslı olmayabiliyor. Onları desteklemek de bize düşüyor. Olanağı olan mezunlar ve arkadaşları eğitime bağış yapsalar... Bizim sınıf bir UAA öğrencisi okutuyor. Sonuç olarak, genetik uygulamalar bazı kişilerde kaygı yaratsa da, genetik biliminin önü çok açık. Aydınlatılmayı bekleyen çok bilinmez var, çözülecek çok sorun var. Üstelik çoook keyifli – dönüp dolaşıp genetikte karar kıldığım için çok mutluyum.

Güncel Haberler
Faruk Bozbey (TAO’61- TAC’64) Talas’tan Tarsus’a TAC’li Bozbey’ler 04 Haziran 2022
TAC İsimlendirme TAC öğretmenlerini hep hatırlayacak! 02 Haziran 2022
Semiha Malatyalıoğlu Bir geleneğin mimarı 01 Haziran 2022
Sema Güler 31 Mayıs 2022
Prof.Dr.Güray Erkol “Gelecek de sadece insanla anlamlı” 30 Mayıs 2022
Nesteren Kesen Nalbantoğlu 29 Mayıs 2022
Galia Hasid Morhayim (UAA’96) “Anahtar Kelimemiz: İLİŞKİ” 27 Mayıs 2022
Happy Vernal Equinox! İlkbahar Kutlu Olsun! 1966 yılında ABD’den Tarsus’a öğretmen olarak gelen John F. Snyder, o yıllarda TAC’de okuyanlar için öğrencileriyle ilişkileri ve masaya bağdaş kurup anlattığı dersleriyle efsaneleşen öğretmenlerden biri. 27 Mayıs 2022
SAC’nin yeni Okul Müdürü: Dr. Akın Metli SEV Amerikan Kolejinin (SAC) yeni Müdürü, eğitim alanında tecrübeli, akademik çalışmaları bulunan Dr. Akın Metli oldu. 26 Mayıs 2022
Prof. Dr. M. Tamer Özsu (TAO'66 / TAC’70) Talas’ın taş merdivenlerinden veri biliminin temel taşlarına... 24 Mayıs 2022
Zeynep Oğuz (UAA’16) BBC’nin in-house ajansı BBC Creative’de kreatif yönetmen olan Zeynep Oğuz, reklamcılığın yanı sıra uzun ve kısa metrajlı film alanında rüştünü çoktan ispatladı. Genç yaşına rağmen birçok ödül aldı ve son olarak Promax 2021’de “Best Newcomer” dalında Silver ödülünü kazandı. 23 Mayıs 2022
Raşel Rakella Asal (ACI’69) Raşel Rakella Asal, çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarından derleyerek oluşturduğu “Çılgın Bir Devinimdir Yaşamak” adlı kitabında, eserleriyle dünyayı tekrar ve tekrar dönüştüren isimleri mercek altına alıyor. 22 Mayıs 2022
Pınar Coşkuner Genç (UAA’89) Eserlerinde özlem ve aidiyet gibi kavramlarının yanı sıra toplumsal ve bireysel hafızaya odaklanan Eda Soylu, geçen yılın son aylarında yeni bir sergiyle çıktı sanatseverlerin karşısına: “Yetişkinler İçin Oyun Blokları”. 21 Mayıs 2022
Çitim Dontlu Oğuz (ACI’82) Mezunu olduğu İzmir Amerikan Kolejinde Okul Doktoru olarak görev yapan Çitim Dontlu Oğuz, Connect için kaleme aldığı yazıda, hayatındaki tüm önemli kararlarda ACI’ın etkisi olduğunu belirtiyor. 20 Mayıs 2022
Mezun Kitaplığı 2 Her ne kadar geniş kitleler kendisini çevirdiği kitaplarla tanısa da o aynı zamanda tiyatro eleştirmeni, yazar, eğitmen, gazeteci, sahne ve kostüm tasarımcısı… Üstelik, yaptığı her işte, “İki karpuz bir koltuğa sığmaz” atasözünü boşa düşürecek kadar başarılı. Birçok yabancı yazarın kitaplarının keyifle okunmasında onun katkısı büyük. 19 Mayıs 2022
İzmir’de doğup büyüyen, kentin bütün kültürel değerlerinin nesilden nesle aktarılabilmesi için çaba sarf eden ve çevresi tarafından “İzmir âşığı” olarak bilinen Sara Pardo, görmek isteyen gözler için bu kentte çok şey olduğuna inanıyor. 18 Mayıs 2022
Kısalar Eserlerinde özlem ve aidiyet gibi kavramlarının yanı sıra toplumsal ve bireysel hafızaya odaklanan Eda Soylu, geçen yılın son aylarında yeni bir sergiyle çıktı sanatseverlerin karşısına: “Yetişkinler İçin Oyun Blokları”. 18 Mayıs 2022
Beyza Boyacıoğlu (UAA’05) Akıllı telefonlar için tasarlanan ve kitle fonlaması desteğiyle hayata geçirilen “ZEKIMURENHATTI.COM”UN yaratıcısı Beyza Boyacıoğlu, bu sıra dışı interaktif web belgeselini dijital bir sanat eseri olarak görüyor. 17 Mayıs 2022
SEV’de yeni Yönetim Kurulu bayrağı devraldı Sağlık ve Eğitim Vakfının (SEV) yeni Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri, 11 Aralık 2021 tarihinde gerçekleşen SEV Olağan Mütevelli Heyeti Toplantısında belirlendi ve bayrağı devralarak göreve başladı. SEV Mütevelli Heyeti tarafından üç yılda bir yapılan seçimle belirlenen Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Amerikan Koleji mezunu olan ve gönüllü olarak hizmet veren isimlerden oluşuyor. 13 Mayıs 2022
SEV Hizmet Plaketi töreni Uzun süredir SEV Yönetim Kurulunda gönüllü olarak çalışan, bazıları yeni dönemde de göreve devam edecek Yönetim Kurulu üyelerine, SEV Mütevelli Heyeti Başkanı Mehmet Yaltır, yeni SEV Yönetim Kurulu Başkanı Piraye Erdem, SEV Genel Müdürü Prof. Dr. Güray Erkol'un katıldığı etkinlikle SEV Hizmet Plaketleri verildi. 12 Mayıs 2022
Nefise Bazoğlu (UAA’67) Dönüyorsa bu dünya hâlâ, eşitsizlikleri, yoksulluğu, yoksunluğu gidermek isteyenlerin çabalarıyla dönüyor. Nefise Bazoğlu da hayatının önemli bölümünü, yerkürenin herkes için daha yaşanılabilir bir yer olması için gayret göstermiş bir isim. 12 Mayıs 2022
Mustafa Doğaç Başkafa (ACI’21) İzmir Amerikan Koleji 1997 mezunlarının 2015’te genç yaşta kaybettikleri sınıf arkadaşları Sadık Emre Çaputçu anısına başlattıkları SEV okullarındaki ilk mezun sınıfı bursunu alan Mustafa Doğaç Başkafa, 2021’de mezun oldu ve İtalya’da, Bologna Üniversitesinde eğitimine devam ediyor. 11 Mayıs 2022
Gözde Bulgurcu (UAA’09) İzmir Amerikan Kolejinde “Sınıf Bursları”nın kurumsal bir nitelik kazanmasında emeği geçenler arasında bulunan Esma Akkuş ve Burak Kale, başarılı ve yetenekli çocukların eğitimine katkı sağlayarak iyi bir geleceğe doğru ilerlemesinde rol üstlenmenin önemini anlatıyor. 10 Mayıs 2022
Elif Özkul Gökmen (TAC’91) Üsküdar Amerikan Lisesi, İzmir, Tarsus ve SEV Amerikan Kolejleri, SEV İlköğretim Kurumları ve Redhouse Kidz’in bağlı olduğu SEV, tüm dünyanın olağanüstü bir dönemden geçtiği koronavirüs pandemisinde kutlanacak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, bir proje hayata geçirdi. 08 Mayıs 2022
Oya Karabekir (UAA’68) ve Zeynep Karabekir (UAA’01) Zeynep Karabekir, kendisi gibi Üsküdar Amerikan Lisesi mezunu olan annesi Oya Kılıç Karabekir ile birlikte online iç tasarım şirketi Tasarlayolla ile yurt içi ve yurt dışından kendilerine başvuran kişilere danışmanlık hizmeti veriyor. 07 Mayıs 2022
Mine Dedekoca (UAA’99) Kendini, “uzaktan çalışma kültürü küratörü” olarak tanımlayan, Türkiye’nin ilk uzaktan çalışma uzmanlarından, aynı anda iki girişiminde ve ABD’li bir şirkete uzaktan çalışan Mine Dedekoca ezberinizi bozabilir. Pandemiyle birlikte tüm dünyanın gündemine giren uzaktan ve esnek çalışmanın ana akım olarak iş hayatına hâkim olacağını savunuyor Mine Dedekoca... 06 Mayıs 2022
Esen Bulut (UAA’03) Dünyadaki iş yapış biçimlerindeki değişimi beş yıl önceden görerek yola çıkan Esen Bulut, kurduğu “Rimuut” adlı web servisleri aracılığıyla, serbest profesyonellerin kendi şirketlerini kurmalarına gerek kalmadan faturalama ve tahsilat işlemlerini uluslararası standartlarda kolayca gerçekleştirmelerine olanak sağlıyor. 05 Mayıs 2022
Esma Akkuş (ACI’97) - Burak Kale (ACI’97) İzmir Amerikan Kolejinde “Sınıf Bursları”nın kurumsal bir nitelik kazanmasında emeği geçenler arasında bulunan Esma Akkuş ve Burak Kale, başarılı ve yetenekli çocukların eğitimine katkı sağlayarak iyi bir geleceğe doğru ilerlemesinde rol üstlenmenin önemini anlatıyor. 05 Mayıs 2022
Cem Uygur Saraydar (TAC’89) Cem Uygur Saraydar, ABD’de General Motors’da Ar-Ge ve inovasyon yöneticisi. Ağa bağlı araçlar, bilgi tabanlı eğlence ve insan makine arayüzü alanlarında çalışıyor. Kablosuz iletişim alanında çok sayıda patenti bulunan Saraydar, ürettiği fikirlerle pozitif fark yaratmayı hayal ettiğini belirtiyor. 04 Mayıs 2022
Hüseyin Diriöz (TAC’73) Bugüne kadar birçok ülkede Türkiye dış politikasının bir temsilcisi olarak büyükelçilik yapan ve bir diplomat olarak uluslararası ilişkilerin hassas noktalarını çok iyi bilen Hüseyin Diriöz, birçok şeyin muğlak olduğu bu döneme ilişkin öngörülerini paylaşıyor. 15 Nisan 2022
A. İlter Turan (TAC’59) Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Siyaset Bilimi Profesörü A. İlter Turan, Covid-19’dan önce var olan uluslararası sorunların pandemi sırasında hızlanarak devam ettiğini, salt koronavirüs salgınından kaynaklanan bir değişiklik gözlemlemediğini belirtiyor. Prof. Turan, geleceğe yönelik bugün yapılan bazı tahminlerin doğru olduğunu söylemenin iddialı olabileceğinin altını çiziyor. 14 Nisan 2022
50. Yılda, Bir Arada Sağlık ve Eğitim Vakfı, kuruluşunun 50’nci yılını renkli bir etkinlikle kutladı. 15 Eylül Cumartesi günü Koç Topluluğu Spor Kulübü’nde gerçekleşen etkinliğe, SEV Kurumları'ndan mezun olanlar, öğrenciler ve velilerle birlikte okulların eğitim ve yönetim kadrosu katıldı. Neşeli bir piknik havasında geçen gecede, her yaş için çeşitli sanatsal etkinlik ve spor karşılaşmalarına yer verildi. 13 Nisan 2022
Dünyayı Değiştiren Yıl: 1968 Dünyayı Değiştiren Yıl: 1968 12 Nisan 2022
130 Yıllık Coşku 130 yıllık coşku 11 Nisan 2022
Hazal Atay (TAC’09) Hazal Atay (TAC’09) 1923’ten günümüze Türkiye siyasetinde kadın 10 Nisan 2022
Anet Gomel (ACI’70) Anet Gomel (ACI’70) Emek verenler ödülü 10 Nisan 2022
Prof. Dr. Aslı Tolun (UAA’67) İzmir Amerikan Koleji öğrencimiz Deniz Bajin, yazdığı 4 ayrı makaleyle dünyanın en saygın üniversitelerinden olan Pomona College'a tam burslu erken kabul aldı. Öğrencimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. 09 Nisan 2022
Yaşam Boyu Gazetecilik Başarı Ödülü Mete Akyol’a (TAC’55) basında imzalı ilk röportajının yayımlandığı 22 Ocak 1955’ten bu güne 60 yıl olması nedeniyle, Gazeteciler Cemiyeti tarafından Yaşam Boyu Gazetecilik Başarı Ödülü verildi. 08 Nisan 2022
Efe Çelebi (UAA’99) DentGroup Yönetim Kurulu Başkanı Efe Çelebi, Covid-19 pandemisinin yaşandığı ve insanların kliniklere gitmekten imtina ettiği süreçte, ağız ve diş sorunu yaşayanlar için kurdukları online danışma hattı ile 9 binden fazla hastanın derdine derman oldu. 08 Nisan 2022
Serdar Küçükoğlu (TAC’76) İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa-Kardiyoloji Enstitüsü; Kardiyoloji Anabilim Dalında görev yapan Prof. Dr. Serdar Küçükoğlu, geçmişte veba ve İspanyol gribi gibi salgınların olduğunu, bugün Covid-19’u yaşadığımızı, yarınsa başka salgınların olabileceğini söylüyor... 07 Nisan 2022
Arzu Denizbaşı (UAA’83) Tüm dünyayı saran Covid-19 pandemisini ve alınan önlemleri değerlendiren Marmara Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Arzu Denizbaşı, “eski günler” tanımının artık geride bırakılması gerektiğini, zira bundan sonra da bu tür salgınların insanlığı etkileyeceğini belirtiyor ve bu nedenle sağlığa daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin altını çiziyor. 07 Nisan 2022
Gül Yurtsever Ergör (ACI’81) Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı ABD ve Epidemiyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gül Yurtsever Ergör, hastaneler ve doktorlar ne kadar iyi ve donanımlı olursa olsunlar salgını önlemeye yetmeyeceğini, bulaşın önüne geçecek tedbirleri almanın şart olduğunu belirtiyor. 06 Nisan 2022
Enis Habib (UAA’15) Üsküdar Amerikan Lisesi mezunu Enis Habib, biyonik bacak alanında yaptığı çalışmalarla milyonlarca insanın yaşadığı bir soruna çözüm getirmeyi amaçlıyor. 05 Nisan 2022
Ece Eden (ACI’83) Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ece Eden, öğrencilerinden Mehmet Baysal ile birlikte geliştirdiği ve kendi adlarını taşıyan “Eden Baysal Dental Travma İndeksi” ile tüm dünya tarafından kabul edilen ve kullanılan bir çalışma gerçekleştirdi. 04 Nisan 2022
Gönül Özsoy Peker (ACI’69) Society for Neuroscience (SfN) tarafından sinirbilim eğitimine katkılarından dolayı ödüle layık görülen Gönül Ö. Peker, “Bugün bir eğitimci olarak değerlendirdiğimde, bizim zamanımızdaki ACI’ın, sunduğu seçmeli dersler ve farklı kulvarlarla, gerçek anlamda ‘kök hücre’ yetiştiren bir gelişim yuvası olduğu kanısındayım” diyor. 03 Nisan 2022
Milli implant ve milli kemik tozunun yaratıcısı Geliştirdiği diş implant teknolojileri ile Avrupa’nın en büyük implant fabrikalarından birini kurarak Eylül 2016’da faaliyete geçiren Dr. Talat Buğur, önümüzdeki yıl, dünyada sadece sayılı ülkenin üretebildiği kemik grefti’nin de (kemik tozu) Türkiye’de üretimine başlıyor. 02 Nisan 2022
UAA`nın Hayatımda Çok Önemli Bir Rolü Var UAA’nın hayatımda çok önemli bir rolü var 01 Nisan 2022
Ayşe Ülkü Ersin (UAA’57) Ayşe Ülkü Ersin, anlattıklarıyla bizleri 1950’lerin Üsküdar Amerikan Lisesinde kısa bir gezintiye çıkarıyor. Kâh yatılı olmanın kendisinde yarattığı duygulardan söz ediyor, kâh hayatını etkileyen öğretmenlerini anıyor. Kız okulu olduğu için erkek kılığına girerek sahneye çıkması da var değindikleri arasında, çok güzel “Rock’n Roll” yapmaları da. Başlığımıza da taşıdığımız sözleri ise UAA’nın onun hayatındaki yerini çok iyi tanımlıyor. 31 Mart 2022
Ayşe Hortaçsu Birsel (ACI’60) Kolejden mezun olur olmaz Amerika’da felsefe ve arkeoloji eğitimi alacaktı. Ancak hayat ona farklı bir senaryo hazırlamıştı. Evlendi, eşi büyükelçi ve ressam İsmet Birsel’in yurtdışı görevi nedeniyle arkeoloji eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Dünyayı dolaştı. Ayşe Hortaçsu Birsel (ACI’60) ile duvarları eşinin resimleriyle dolu Çeşme Dalyanköy’deki yazlık evinde buluştuk, okul anılarını konuştuk. 30 Mart 2022
Ülkü İzmirligil (UAA’59) Tıp doktoru olmak isterken ailesinin telkinleriyle yönünü arkeolojiye çevirmiş Ülkü İzmirligil. Side Antik Kenti başta olmak üzere birçok kazıya katılarak, geçmişin izlerinin bugüne taşınmasında rol oynamış. Şimdi emeklilik günlerinin tadını çıkarıyor ve yoğun temposu nedeniyle ötelemek zorunda kaldığı yurt içi gezilerini gerçekleştiriyor (pandemiden önce). UAA’ya başladığı ilk günler ve oradaki öğretmenler ise dün mezun olmuşçasına hafızasındaki tazeliğini koruyor ve okulun kendisine disiplinli olma, şartlara uyum sağlama, mücadele etme gibi birçok değer kazandırdığını söylüyor. 28 Mart 2022
Güngör Orhon Pura (ACI’47) İzmir Amerikan Koleji öğrencimiz Deniz Bajin, yazdığı 4 ayrı makaleyle dünyanın en saygın üniversitelerinden olan Pomona College'a tam burslu erken kabul aldı. Öğrencimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. 26 Mart 2022
Sezer Birsel Birkan (ACI’55) İzmir Amerikan Kolejinden 1955 yılında mezun olan Sezer Birsel Birkan, hukuk tahsilinin ardından mesleğini bir süre yaptıktan sonra İngilizce öğretmeni olarak çalışmış. Kendi köklü ve renkli aile hikâyesini kaleme aldığı “Üç Evlerin Öyküsü” kitabının da yazarı olan Birkan’dan tadına doyum olmayacak Kolej anılarını dinledik. 25 Mart 2022
Neşe Yörük Kınay (UAA’62) Üsküdar Amerikan Lisesi mezunu Nazlı Nalbantoğlu, Connect okurları için, okuldaşı olan ve “abla” diye hitap ettiği Neşe Yörük Kınay ile sıcacık ve samimi bir söyleşi yaptı. Kınay, kendisiyle yapılan bu söyleşide, hem Üsküdar Amerikan’ın o yıllardaki görünümünü hem de UAA’lı olmanın kendisine sağladığı avantajları anlatıyor. 24 Mart 2022
AYŞE MAYDA (ACI’37) Türkiye’nin ilk kadın ortodontisti Ayşe Mayda, 104 yaşına rağmen berrak hafızasıyla bizlerle kolej anılarını paylaşıyor. Yaşam enerjisini ise eski fotoğraflardan ve güne, yapılacak işler listesiyle başlamaktan alıyor. 23 Mart 2022
Yıldız Tınas İzmiroğlu (ACI’46) Yıldız Tınas İzmiroğlu (ACI’46) Okul, hayata uyumlu yetiştiriyor… 22 Mart 2022
Seçkin Selvi (UAA’57) Dile kolay, tam 168 kitabın dilimize kazandırılmasında onun emeği var. “168 kitap okuyana aydın diyorlar bu memlekette,” diyor Seçkin Selvi, biraz müstehzi bir şekilde. Edebiyat çevirilerinin niteliğini belirleyen temel unsurunsa, çevirmenin yazar kumaşına sahip olup olmamasından kaynaklandığını söylüyor. 21 Mart 2022
Dr. Emel Akaltın ÜAL’48 Dr. Emel Akaltın ÜAL’48 Beyaz önlük tutkusu Emel Akaltın, Türkiye’nin ilk kadın jinekologlarından… Buluşma’ya başta Miss. Martin olmak üzere efsanevi öğretmenlerini, Üsküdar Amerikan’ı, Ankara Tıp Fakültesi’ni ve kadın doğum uzmanı olmasının hikâyesini anlattı. 20 Mart 2022
Turhan Uygur(TAC’45) TURHAN UYGUR (TAC’45) TAC’nin çınarı, Atatürk’ün büyük hayranı, Türk tarımının öncülerindendi... 19 Mart 2022
Aylin Başakın (ACI’83) İzmir Amerikan Koleji (ACI) Yetişenler Derneği’nin yeni başkanı Aylin Başakın, 2020 yılı itibarıyla bayrağı, dernekte omuz omuza çalıştığı Sevin Oran’dan devralarak göreve başladı. Yetişenler Derneği’nde yıllardır gönüllü olarak görev alan Başakın, önümüzdeki döneme ilişkin çalışmalar hakkında Connect’in sorularını yanıtladı… 18 Mart 2022
Saadet Timur Üsküdar Amerikan Lisesinde uzun yıllar Türkçe ve Edebiyat öğretmeni olarak görev yapan Saadet Timur, ölümünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen (1985) unutulmayan isimlerden biri. Öğrencilerinden Ayşegül Günkut Yüksel, sevgili öğretmeni Saadet Timur'u anlatıyor. 17 Mart 2022
Mehmet Özel (TAC’90) Tarsus Amerikan Koleji Mezunlar Derneğinin yeni başkanı seçilen Mehmet Özel, okulunun kendisi için anlamının büyük olduğunu, TAC’lileri ise ikinci ailesi olarak gördüğünü söylüyor ve TAC’ye hizmet etmekten duyduğu mutluluğu bizlerle paylaşıyor. 16 Mart 2022
Defne Pektaşdan Ersözlü (ACI’91) Yeni bir dünya oluşurken, hayatta bir çocuğa verebileceğiniz en büyük zenginlik geleneksel olan, güçlü bağlar ve güzel arkadaşlıklarla dolu bir eğitim. Üç nesil boyunca bunun paylaşılması ise paha biçilmez... 16 Mart 2022
Berna Altan Yüzbaş (UAA’93) Anneannesinden, annesinden ve kendisinden sonra kızı da Üsküdar Amerikan Lisesi mezunu olan Berna Altan Yüzbaş, UAA’daki geleneğin nesiller arasındaki farklılıkları ortadan kaldırarak mezunlarının ortak bir dil, üslup ve bakış açısıyla dünyaya bakmalarına aracılık ettiğine dikkat çekiyor. 15 Mart 2022
Begüm Üçer Dilmen (ACI’77) İzmir Amerikan Kolejinden mezun olduktan ve yüksek öğrenimini tamamladıktan sonra profesyonel hayata atılan, orada edindiği tecrübeyi Sağlık ve Eğitim Vakfına taşıyan Begüm Üçer Dilmen, tüm mezunların gerek SEV’e, gerekse okullara katkı sunabileceğini söylüyor. 14 Mart 2022
Didem Kaper (ACI’91) Annesi, anneannesi ve kendisi gibi kızı da İzmir Amerikan Koleji’ne giden Didem Karer, okulun kendileri için taşıdığı önemi Connect okurları için kaleme aldı. 12 Mart 2022
Sevin Oran (ACI’56) İzmir Amerikan Koleji Yetişenler Derneği’nde 45 yıldır görev alan ve 17 yıldır da Başkanlık görevini yürüten Sevin Oran’a dernek yönetimi tarafından Onursal Başkanlık unvanı verildi. 10 Mart 2022
Atamalar MEHMET T. NANE (TAC’84) Dünya havacılığında bir ilk... Pegasus Hava Yolları Genel Müdürü Mehmet T. Nane, Haziran 2022 itibarıyla göreve başlamak üzere Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. IATA’nın 77. Yıllık Genel Kurul Toplantısı’nda Yönetim Kurulu Başkanı seçilen Nane, Birliğin ilk Türk başkanı olarak görevi bir yıl boyunca yürütecek. 28 Şubat 2022
Pelin Ekinci Kaya (Uaa’93) Üsküdar Amerikan Lisesinin ardından Bilkent Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler Bölümünde eğitim gören Pelin Ekinci Kaya, diplomat olmayı arzularken sinemanın cazibesine kapılıp, kendine bambaşka meslek seçen bir isim. 26 Şubat 2022
Sinem Sandıkçı Gökçen (TAC’96) Sinem Sandıkçı Gökçen, L’Oréal Türkiye’nin Ülke Genel Müdürü olarak atandı. Tarsus Amerikan Kolejnin ardından Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olan Gökçen, 2000 yılından bu yana L’Oréal Türkiye’nin çeşitli departmanlarında farklı görevler üstlendi. 25 Şubat 2022
Mehmet Buldurgan (TAC’69 Ortaokul) Girişimci ekosistemi Türkiye’nin geleceğini belirleyebilir Yıllarca Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde üst düzey yöneticilik yapan Mehmet Buldurgan, Melek Yatırımcılık konusunda lisans alan ilk sekiz kişiden biri. Ortaklarıyla birlikte kurduğu ŞirketOrtağım Melek Yatırımcı Ağı ile başta gençlerİN YAPTIKLARI olmak üzere, birçok girişime maddi destek verip, tecrübe aktarımında bulunarak hayallerini gerçek kılmasını sağlıyor.... 24 Şubat 2022
Arın Özkula (UAA’02) - Enis Hulli (ACI’09) Beşinci yılda 5 çarpan hedefine ulaştılar Start-up’lara destek veren, girişimcileri yatırımcılarla buluşturan Arın Özkula ve Enis Hulli, bugüne kadar beş yatırım yaptıklarını, yıl sonuna kadar bu sayıyı sekize çıkarmayı planladıklarını belirterek, 500 Istanbul’un ilk fonunun dolar bazında yıllık yüzde 46 net geri dönüşle, henüz 5’inci yılında 5 çarpan hedefine ulaştığını söylüyor. 24 Şubat 2022
Gizem Moral Kunter (ACI’93) Bir işi bir kişi yapabiliyorsa, herkes yapabilir! 22 yıllık kurumsal iş tecrübesini yeni bir alan olarak değerlendirdiği girişimciliğe taşıyan Gizem Moral, bir hayalin gerçek kılınmasında en büyük engelin kişinin kendisi olduğuna vurgu yaparak, kendine ve gençlere sık sık şu cümleyi tekrarladığını söylüyor: “Başarısız olmadan denedim diyemezsiniz, denemeden de başarılı olmanızın imkânı yok.” 23 Şubat 2022
Özüm İlter Demirci (ACI’99) Ege Genç İş İnsanları Derneği bünyesinde faaliyet gösteren EGİAD Melekleri Yatırım Ağı aracılığıyla girişimcilere destek veren Özüm İlter Demirci, İzmir Amerikan Kolejindeki çeşitli kulüplerin gençler için büyük bir avantaj olduğunu vurgulayarak, “Yola erken koyulmak, girişimci ruh taşıyan tüm bireylerin elindeki en büyük koz olacaktır” diyor. 22 Şubat 2022
Sadık Gençoğlan (Tac’03) TAC’den 2003 yılında mezun olan Sadık Gençoğlu, üniversite eğitimine önce Université Paris-Sorbonne’da başladı. 21 Şubat 2022
Türker Oğuz (TAC’91) Girişimcilik sonrası “profesyonel yatırımcı” olmaya karar verip bu işe büyük bir ciddiyetle yaklaşarak 2014 yılında Venture ScIence firmasını kuran ve yedi yıllık zaman zarfında, 30 civarında yatırım yapan Türker Oğuz, sadece kâra değil, dünyaya ve insanlığa fayda sağlayacak alanlara odaklandıklarını söylüyor. 21 Şubat 2022
Namık Kural (TAC’76) Kendisi gibi yatırımcılarla bir araya gelerek TRAngels’ı kuran ve melek yatırımcı ağı oluşturan Namık Kural, bu alana yönelme nedenini şu sözlerle açıklıyor: “Hayatınıza o kadar güzel şeyler katılıyor ki, hiç bilmediğiniz konularda, birinci elden pırlanta gibi beyinlerden çıkan fikirleri dinliyorsunuz.” 20 Şubat 2022
Sırma Süren (UAA’02) Sırma Süren (UAA’02), geride bıraktığımız yılın Haziran ayında “Head of Communications” pozisyonuyla Google Türkiye ofisine transfer oldu. 19 Şubat 2022
Meryem Birsöz (TAC’03) Evcil hayvanlar ve onların sahipleri için Moshiqa markasını yaratan Meryem Birsöz (TAC’03), Warner Bros. Studios tarafından üretilen Wonder Woman 1984 filmi için lüks moda ortağı seçildi. 18 Şubat 2022
Aslı Altınışık (UAA’12) Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı’nda Proje Uzmanı olan Aslı Altınışık, hazırladıkları “Covid-19 Salgınının Türkiye’de Faaliyet Gösteren Sivil Toplum Kuruluşlarına Etkisi Anketi” sonuçlarını değerlendirdi. 17 Şubat 2022
A. Murat Kavrar (TAC’92) DHL Freight Türkiye Genel Müdürü A. Murat Kavrar, Covid-19 salgını sırasında önemi bir kez daha gözler önüne serilen lojistik sektörünü Connect okurları için değerlendirdi. 16 Şubat 2022
Özlem Salur (UAA’81) Getir İnsan Departmanı Direktörü Özlem Salur, salgın döneminde alışveriş alışkanlıklarının değiştiğini, bu süreçte ticari kaygılardan ziyade insanlara fayda sağlayabilme sorumluluğuyla adım attıklarını belirtiyor. 15 Şubat 2022
Efe Kart (TAC’13) Pandemiyle tüm dünyanın, Türkiye’de de Hayat Eve Sığar aplikasyonuyla birçoğumuzun tanıştığı Temas Takip Uygulamalarını, bugünlerde kamu, belediyeler ve özel şirketlere sunmaya başlayan Geodo Teknoloji’nin ortaklarından Efe Kart’a soruyoruz. 14 Şubat 2022
Kaan Bilecik (UAA’09) Kaan Bilecik, geçen yılın Temmuz ayında, İndeks Bilgisayar'ın Satış ve İş Geliştirme Direktörü oldu. 13 Şubat 2022
Cahit Erdoğan (TAC’92) Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan, pandemi sürecinde aldıkları önlemleri, yeni normallerle birlikte gerçekleştirdiklerini ve dijital bankacılığın önemini değerlendirdi. 12 Şubat 2022
Kerem Macit (TAC’05) / Hande Macit (TAC’10) Kerem ve Hande Macit, günümüzde birçok gencin hayalini gerçekleştiren iki kardeş. Luwia markası altında ürettikleri el yapımı yoğurdu, Hollandalıların damak zevkine sunan Macit kardeşler, kaybolmuş bir tadı ve zanaatı geri getirmeyi amaçladıklarını belirtiyorlar. 11 Şubat 2022
Refik Kutluer (TAC’74) Birkaç yıl önce Tarsus’ta küçük bir evde olağan dışı güvenlik önlemleriyle bir yıl kadar süren kazılardan sonra hâlen hiçbir açıklama yapılmaması olayın gizemini korurken, konu üzerine 2000 yılı aşan tarihî bir perspektiften adeta dedektiflik öyküsü kaleme alan Refik Kutluer’in AncIent OrIgIns dergisinde yayınlanan ve kısa sürede en çok okunanlar arasına giren makalesi Dan Brown romanlarını aratmıyor. 06 Şubat 2022
Nilgün Arıt (UAA’67) Uzun yıllar ilaç sektöründe üst düzey yöneticilik yaptıktan sonra Maya kültürüne gönül veren, bu kültürle ilgili kitaplar çevirip yazan, geçirdiği inisiyasyonların ardından “kırmızı kemer” ile Maya Şamanı olan Nilgün Arıt, günümüz insanının bu kadim bilgeliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğuna inanıyor. 05 Şubat 2022
Mezun Kitaplığı Amerikan kolejlerinden farklı dönemlerde mezun olanlar, bilgi birikimlerini, tecrübelerini, hayal güçlerinde canlandırdıklarını yazarak paylaşmaya devam ediyorlar. geride bıraktığımız aylar içinde mezunlarımızın okurlarla buluşturduğu kitapları bir araya getirdik. 04 Şubat 2022
Mehmet Gür (TAO’66 / TAC’69) Bundan iki yıl önce (2019) çıkardığı otobiyografi kitabı “Yol”dan ilham alarak söz yazarlığına başlayan Mehmet Gür, içinde 12 şarkının bulunduğu bir albüm çıkardı: “The Path”. Albümün tanıtımının yapıldığı www.thepathalbum.com sitesinde bir yazı kaleme alan Gür, Yol kitabındaki kişilerden, olaylardan ve yerlerden etkilenerek söz yazarlığına başladığını belirterek, şunları söylüyor: “Şarkı yapmak, hiç şüphesiz müzik bilgisi ve şarkı sözü yazma becerisi gerektirir. 04 Şubat 2022
Lisya Konfino Tavaşi (UAA’99) Seza Ünal Özeren (ACI’01) Lisya Konfino Tavaşi ve Seza Ünal Özeren, eğitimlerini farklı illerde ve ülkelerde tamamlamış, kariyerlerini de farklı alanlarda yapmış iki kadın. Onları bir araya getiren temel unsur ise sanata olan tutkuları ve hayata aynı köklü değerlerin ışığında bakmaları. 03 Şubat 2022
Gamze Olgun (TAC’88) Akademide aldığı ressamlık eğitiminin çok farklı bir alanda da değerlendirilebileceğini düşünerek rengârenk pastalar ve kurabiyeler yapan Gamze Olgun, açtığı Youtube kanalıyla “pastacılık sanatının” inceliklerini takipçileriyle paylaşıyor. 01 Şubat 2022
Elvan Özkavruk Adanır (ACI’85) Kahvenin birçok coğrafyadan farklı olarak bu topraklarda kültürel bir unsur olduğu muhakkak. evlilik arifesinde neredeyse başrol üstlenecek kadar değer verilen, derin soHbetlere eşlik eden kahve, bu kez de ACI mezunu ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölüm Başkanı Elvan Özkavruk Adanır’ın çalışmalarıyla sanatsal bir obje olarak karşımıza çıkıyor. 31 Ocak 2022
Ali Kabaş (TAC’76) Özgürlük ve tutku. İki kuvvetli duygu. Sevgili Ali Kabaş bu duyguları sanatına yansıtıyor. Uçarak fotoğraflayan Kabaş, GAIN TV ile birlikte “Uçan Dedektif” serisini yarattı. “Kısa Sorular, Kısa Cevaplar” köşemizde kendisine bu çalışmasını ve yaptıklarının insanların doğayla ilgili bilinçlenmesindeki etkisini konuştuk. 30 Ocak 2022
Gülin Üstün (ACI’86) Kariyerine önce reklamcılıkla başlayan, ardından film yapımcılığına yönelen Gülin Üstün, İstanbul Kültür Sanat Vakfının çatısı altında düzenlenen Köprüde Buluşmalar etkinliğinin gerçekleşmesine sağladığı katkı nedeniyle Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivalinde Başarı Ödülü aldı. 29 Ocak 2022
Elif Yonat Toğay (UAA’87) Çocuklar için bilimi, doğayı, hayvanları ve dostluğu konu alan eserler üreten Elif Yonat Toğay, minik okurlarına bu kez de “En Havalı Kaka Benimki” ve “Dodi Dişdostu” adlı kitaplarla sesleniyor. 26 Ocak 2022
Zümrüt Bozkurt (UAA’99) Turizm sektöründe yurt içinde ve yurt dışında çalıştıktan sonra içinde var olan sanata yönelen Zümrüt Bozkurt, kardeşiyle birlikte oluşturduğu BozMural markasıyla, iç mekânların duvarlarını renklendiriyor. 25 Ocak 2022
Fırat Yücel (ACI’97) İFSAK’ın 2020 Yılı Sinema Ödülü, Altyazı sinema dergisine verildi... Derginin hayat bulup 20 yıldır bağımsız olarak yoluna devam etmesini sağlayanlar arasında 1997 mezunu iki ACI’lı, Fırat Yücel ve Enis Köstepen de var. Kazanılan ödül nedeniyle sorularımızı yönelttiğimiz Yücel, Altyazı’nın bunca yıl ayakta kalmasının en önemli sebebinin kolektif üretimle oluşturulması olduğunu belirtiyor. 24 Ocak 2022
Halim Ercan (ACI’99) Oyuncu Halim Ercan, pandemi nedeniyle kültür ve sanat camiasının yaşadığı sorunlara bir nebze olsun derman olabilmek amacıyla Sahneport’u hayata geçirdi. Türkiye’nin ilk dijital kültür sanat merkezi olan bu platform, tiyatrodan konsere, sinema filmlerinden sergilere kadar birçok etkinliği sanal ortama taşıyor. 23 Ocak 2022
UAA’64’lü olmak… Üsküdar Amerikan Lisesi’nden mezun olmalarının üzerinden yarım yüzyıldan fazla zaman geçmesine rağmen birbirlerinden kopmayan ’64 sınıfı, hem okul ruhunu yaşatıyor hem de toplumsal sorumluluk projeleri üretiyorlar. 06 Ocak 2022
Serhan Antalyalı (TAC’83) Dr. Serhan Antalyalı, Rotary Kulübü’nde önemli görevler üstlenmeyi sürdürüyor. 2020-2021 yıllarında Rotary 2430’un Bölge Federasyon Başkanlığı’nı yapacak olan Antalyalı, birçok mezunun gerek iş, gerekse sosyal hayatta başarılı olmasını TAC’de aldıkları eğitime bağlıyor. 05 Ocak 2022
McCain’in Hatırası Tarsus’ta Yaşayacak McCain’in Hatırası Tarsus’ta Yaşayacak 03 Ocak 2022
ACI’00 Sınıfından Arkadaşlarının Anısına Burs ACI’00 Sınıfından Arkadaşlarının Anısına Burs 02 Ocak 2022
Gelenekten Geleceğe Bağış programlarımız desteklerinizle büyüyor İzmir Amerikan Koleji öğrencimiz Deniz Bajin, yazdığı 4 ayrı makaleyle dünyanın en saygın üniversitelerinden olan Pomona College'a tam burslu erken kabul aldı. Öğrencimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. 01 Ocak 2022
SEV 50. Yıl Bursu SEV 50. Yıl Bursu 50 yıl için 50 hayata dokunmak 31 Aralık 2021
Diana Deniz Noonan (ACI’78) Diana Deniz Noonan (ACI’78) Çocukları yarınlara hazırlayan 78’liler 29 Aralık 2021
SEV’den Minnettarlık İfadesi Üsküdar Amerikan Lisesi, İzmir, Tarsus ve SEV Amerikan Kolejleri, SEV İlköğretim Kurumları ve Redhouse Kidz’in bağlı olduğu SEV, tüm dünyanın olağanüstü bir dönemden geçtiği koronavirüs pandemisinde kutlanacak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, bir proje hayata geçirdi. Koronavirüs sürecinde gece gündüz demeden büyük bir özveriyle çalışmaya devam eden sağlık çalışanları ile çocuklarına teşekkür etmek ve moral vermek amacıyla 10 bin kitap armağan etti. 27 Aralık 2021
Gelenekten Geleceğe Destek Gelenekten Geleceğe Destek Bağış 26 Aralık 2021
Ayhan Sicimoğlu (TAC’70) Ayhan Sicimoğlu (TAC’70) Hastalarına duyurulur 23 Aralık 2021
MEZUN SINIFI BURSLARI Mezunlarımızın dönem arkadaşlarıyla bir araya gelerek oluşturdukları Mezun Sınıfı Bursları, 2019 yılında ciddi bir artış gösterdi. Dokuz yeni sınıf bursuyla mezunlar, Sağlık ve Eğitim Vakfı’nın 2019-20 eğitim ve öğretim yılında 47.4 milyon liraya ulaşan toplam burs tutarındaki ağırlıklarını hissettirmeye başladılar. 09 Aralık 2021
x
Sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi. Tamam