Loading...

Dünyanın en saygın uluslararası mühendislik meslek örgütü IEEE, veri biliminde altyapı ve dağıtılmış veri yönetimine yaptığı yenilikçi katkıları için, 2022 yılı Toplumsal Altyapı İnovasyonu Ödülünü, Kanada’daki Waterloo Üniversitesinde görevli Prof. Dr. Tamer Özsu’ya verdi. ODTÜ’de endüstri mühendisliği okurken bilgisayarlara ilgi duyup bu alana yönelen, 1970’lerde PTT’nin ilk bilgi işlem merkezini kuran ekipte yer alırken dünyada bile yeni yeni keşfedilen veri tabanı teknolojileriyle tanışıp doktorasını bu alanda yapan Prof. Özsu; 50 yıldır sürdürdüğü araştırmalar, yaptığı keşifler ve yetiştirdiği binlerce öğrencisiyle, dünya çapında veri biliminin temel taşlarını döşeyen bilim insanlarından birisi olarak gurur kaynağımız oldu. Prof. Dr. Tamer Özsu ile Talas’ın taş merdiveninden, yapay zekâ, makine öğrenmesi gibi konularla günümüzün en önemli alanı hâline gelen veri bilimine uzanan yaşam öyküsünü, anılarını ve çalışmalarını konuştuk.

Tamer Hocam, öncelikle biraz gerilere giderek başlasak... Nerede doğdunuz, ailenizi ve çocukluğunuzu geçirdiğiniz dönemi biraz anlatabilir misiniz?
1951 yılında Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde doğdum. Babam, merkezi Tavşanlı’da olan Garp Linyitleri İşletmesinde memurdu. Personel ve insan gücü konularında birtakım görevlerde bulundu; son olarak da Personel ve İnsan Gücü Müdürlüğü görevini yaptı. Annem ev kadınıydı. İki oğlan kardeşiz; kardeşim Temel, benden iki yaş küçüktür. Makine mühendisi olarak Balıkesir’de kendi makine fabrikasını işletiyor. İlkokulu Tavşanlı’da okudum, İstiklal İlkokulunda. Beş yıl aynı hocayla geçirdim; Rıza Hoca, soyadını hatırlayamıyorum. O zamanlar çoğunlukla bir öğretmen bir grup öğrenciyi birinci sınıftan alır, beş yıl okutur, mezun ederdi. Çocukluğumun genellikle mutlu ve eğlenceli geçtiğini hatırlıyorum. İşletmenin idari binaları ve lojmanları bir sitenin içindeydi. Sitenin dışına çıkmamak koşuluyla annemin bizi epey serbest bıraktığını hatırlıyorum. Bahçelerde epey meyve ağacı vardı; vişne ve armut ağaçlarını iyi hatırlıyorum, onlara tırmanıp yerdik. Normal bir çocukluktu.

Talas gelişiniz ve sonrasında TAC’ye gidişiniz nasıl oldu? Aklınızda kalan ve sizi etkileyen neler var?
Talas’a 1962’de girdim. 1966 yılında Talas’ı bitirince Tarsus’a geçtim; 1970’te de Tarsus’u bitirdim. Talas’tan mezun olan son gruptan bir önceki sınıftaydım; okul 1967’de kapandı yanlış hatırlamıyorsam. Tavşanlı’dan Talas’ta okuyan öğrenciler vardı benden önce: Ahmet ve Ali Eriş kardeşler, Mehmet Kasım, Hayrettin Ergun ve kuzeni Sırrı Ergun. Dolayısıyla, Talas benim ve ailemin bildiği bir okuldu. Hazırlık sınıfına başladığımda, Ahmet orta sona, Hayrettin, Mehmet ve Ali orta ikiye, Sırrı da orta bire gidiyordu; en küçük bendim. Talas ve Tarsus’la ilgili anım çok, diğer bütün arkadaşlar gibi. Hâlâ bu hatıraların mavrasını atıyoruz. Benimki çoğunlukla uzaktan oluyor tabii. Ama bir iki şey geliyor aklıma; belki ilginçtir. Ben Talas’ta hazırlığa başlayınca kampüsteki her şey çok ilgimi çekti, anne ve babamın kontrollerinden serbestliğe kavuşmaktan da biraz fazla yararlandım. Dolayısıyla dersler arka plana geçti, notlar da berbat tabii. Tam zamanını hatırlamıyorum, ama galiba Kasım ayı sonları gibi, babam bana bakmaya geldi – o zaman Tavşanlı-Kayseri arası kolay gelinen yol değil, iki gün tren yolculuğu, arada bir gece de Ankara’da kalarak. Hocalarla konuşup benim notların berbatlığını öğrenince, durumumu tahmin edebilirsiniz. Çok kısıtlı maddi olanaklarla beni Talas’a göndermişlerdi, ben şimdi resmen saçmalıyordum – babam okuldan alıp götürmeyi bile düşünmeye başladı ya da beni korkutmak için söylemişti, ama o yaşta ayırt edemiyordum tabii. Hikâyenin benim için önemli tarafı, o zaman Okul Müdürü olan Mr. Robert Keller’in babama bir önerisi oldu. Her sabah dersler başlamadan önce, yarım saat toplu çalışma zamanı vardı; hazırlık sınıfının bu saatine Mr. Keller girerdi. Her sabah benim o gün için yapılması gerekli ödevlerimi kendisinin kontrol edeceğini ve o yıl sonuna kadar deneme yapmayı önerdi. Tabii, babam sevinerek kabul etti, ben de Mr. Keller’dan utancımdan işi ciddiye almaya başladım. Sadece yazılı ödevlere bakmazdı, benimle İngilizce de konuşurdu; bir süre sonra daha rahat anlar ve konuşur olmuştum. Notlar da yavaş yavaş düzeldi. Sonunda ikmale kalmakla beraber, sınıfı geçtim. Birkaç yıl önce bir mesajlaşmamızda kendisine bunu hatırlatmış, benim okul hayatımda önemli ve olumlu bir dönüşüme araç olduğunu söylemiştim. Tabii hatırlamadı, ama hikâye hoşuna gitti galiba; “Make sure you pay it forward with your students” diye öğüt verdi. Talas’tan çok anı var, ama bir tane daha aklıma geldi. Hazırlık bitip, orta bire başlayınca aşağıdaki yatakhane kompleksine geçilirdi. Okul bitene kadar orada yattık. Akşamları toplu çalışma saatinden sonra, hava karanlığında, 141 basamak merdiven iner, araba yolundan bir kilometre kadar yürür, yatakhaneye varırdık. Sabahları da diğer yönde seyahat. Kışları Talas’ın karı bilinen şey, yürüdüğümüz yol da karla dolardı. Sabah 06.30’da geçen belediye otobüsü iki tekerlek izi kadar yol açar, biz de o tekerlek izlerinden tek sıra olarak yürürdük – ta ki yoldan başka bir araba gelinceye kadar; o zaman yana bir adım atıp karların içine girer, arabanın geçmesinden sonra yola devam ederdik. Kar bütün gün ezilip sertleşince, derslerden sonra aynı yolda kızak kaydığımızı da hatırlarım, yokuş aşağı olduğu için epey hız kazanırdı.

Tarsus’tan unutamadığınız anılar
var mı?
Tarsus’taki anılar ve maceralar tabii biraz değişik nitelikli, yaşımız dolayısıyla. Benim mezuniyet sınıfının belirleyici anısı, hindi olayıdır. 1968 yılının sonbaharında -lise 2’deyim o yıl- Thanksgiving zamanında okuldaki hocalar ya da idare, tam emin değilim, bir sürü hindi almışlar, Thanksgiving’e kadar besleyecekler, ondan sonra da yiyecekler. Hindiler her gün okul içinde dolanıyorlar. Bu, bizim sınıfın zoruna gitti, zaten yemeklerden şikâyet ediyorduk ve bir plan yaptık. Bir gün akşam iki toplu çalışma saati arasında, bir kısmımız hindilerin tutulduğu kümese girip 4-5 hindiyi yastık kılıflarının içine koyup, duvardan atlayıp tanıdığımız bir lokantacıya götürüp emanet ettik. Tabii olay büyüdü ama sonuçta pek bir şey olmadı; bir süre sonra lokantacıya pişirmesini söyledik ve bizim sınıf ziyafet çektik. Olay, o yılın yıllığına da girdiği ve üzerinden de 55 yıl kadar geçtiği için sanırım bahsetmekte sakınca yoktur. Daha çok anı var Tarsus’tan: Ders sonrasında dışarıya çıkılıp alınan gazeteler okunduktan sonra okul bahçesindeki ateşli politika tartışmaları… 1960’lar bütün dünyada öğrenci hareketlerinin patladığı dönemdi, bunun bize de yansıması oldu tabii… Lise 1’de akşam toplu çalışma saatinden sonra ışıkların kapanma zamanına kadar yatakhane hocamız John Snyder’ın lojmanında onun Amerika’dan getirdiği en güncel müzik plaklarını dinlememiz, Haydar Hoca’nın derslerindeki hayat dersleri, Penyamin Hoca’nın odasındaki sohbetler gibi anılar çok...

TAC’de Student Council Başkanlığı da yapmışsınız...
Evet, ben lise sonda Öğrenci Birliği Başkanlığı yaptım. O zaman seçimler olurdu bu görevler için… Ben başkanlığa seçildim. Yönetici Grubu arkadaşlarla bu işi ciddiye almaya karar verdik ve Okul Müdürü Mr. Robeson’dan bize bir oda vermesini istedik. Bize hem oda verdi hem de içine masa, sandalye ve daktilo makinesi koydu. Biz işi biraz daha ileriye götürüp antetli kâğıt bastırdık “TAC Öğrenci Birliği” diye. Dayımın basımevi vardı, ondan istedim, bizden para falan almadan yaptı. Biz bu antetli kâğıtlarla ikide bir Mr. Robeson’a istemlerimizi ileten memolar yazardık, yemekler şöyle olsun, okuldan izinli çıkma koşulları şu olsun, vb. Mr. Robeson hiçbir zaman bizi küçük görmedi, her memo’dan sonra bizimle görüştü. İstediklerimizin çoğunu yapmadı, ama bizi dinledi. Yemekler için bir ara boykot yaptığımızı da hatırlıyorum; ondan sonra haftalık yemek menüsü hazırlayan gruba bir öğrenci temsilcisi eklendi.

 

Echo’70 yıllığında, son yılınızda Hollanda’da okuyacağınız yazıyor. Hollanda’ya gittiniz mi? Üniversite eğitiminize nasıl devam ettiniz?
Hollanda hikâyesi ilginç. Spor hocamız Mr. Romer Hollandalıydı. Benim, Tuncay Sergen ve rahmetli Ali Obakan’la yatakhane başkanlığı yaptığım yatakhanenin hocasıydı. Yaş olarak da bizden çok yaşlı değildi. İyi arkadaş olduk; bir grup lise son öğrencisiyle akşamları onun odasında sohbet ederdik. Konu nasıl açıldı hatırlamıyorum, ama bir gün bana “Hollanda’da okumayı düşünmez misin” diye sordu. Belki de orada olan grubun hepsine sordu da sadece ben bu olanağa olumlu yanaştım, heyecanla üstüne atladım desem daha doğru. Yardım etti, başvuruları yaptım, Eindhoven Teknik Üniversitesinden kabul aldım. Para işini nasıl halledeceğimi sorunca, eniştesinin o şehirde yaşadığını ve belki onun evinde ucuza kalabileceğimi söyledi; eniştesi de kabul etti. Hatta bir iş buluncaya kadar ilk altı ay ücretsiz kalabileceğimi belirtti. İlk yılı halledecek kadar parayı bulması için babamı razı ettim – hâlâ o parayı nasıl bulduğunu bilmiyorum. Ama her şey hazırdı ve ben Eylül başında Hollanda’ya gitmek üzere havalarda uçuyorum. Tabii üniversite sınavları da gereksizdi benim için, herkes harıl harıl bu sınavlara hazırlanırken ben Hollanda’ya gitmeyi planlıyordum. Ne yazık ki plan yürümedi. 1967 yazında Türk Lirası büyük bir devalüasyona uğradı, babamın ayarladığı para hiçbir şeye yetmeyecek duruma geldi. Tabii benim Hollanda macerası da o yaz öldü. Beni kurtaran, o yıllarda ODTÜ’nün sınavlarının diğerlerinden ayrı ve daha geç olmasıdır. O sınavlara kadarki bir buçuk-iki ay ölümcül derecede çalıştım ve ODTÜ Endüstri Mühendisliğine girdim.

Bilgisayar ve teknoloji alanına ilginiz nasıl başladı? Yurt dışına gitmeye ne zaman, nasıl karar verdiniz?
ODTÜ’de endüstri mühendisliği okurken bilgisayar dersi almak gerekiyordu. O zaman üniversitedeki sistem IBM 360/40 idi. Program ve veriler kartlara deliniyor, kart destesi operatöre teslim ediliyor, 24 saat sonra da gidip çıktı alınıyor. Bilgi işleme konusu benim hoşuma gitti, sanırım çok sistematik ve planlı düşünmeyi gerektirdiği için; şimdi buna algoritmik düşünme diyoruz. Ben ve çok iyi sınıf arkadaşım Ajlan Şay, her seçmeli dersimizi bilgisayardan almaya başladık. Bir noktada bölüm, “yeter artık, geri kalan seçmeli derslerinizi başka konulardan seçeceksiniz” dedi. Biz de bilgisayar derslerini fazladan aldık, mezuniyet için gereken ders sayısından fazlasıyla bitirdiğimizi hatırlıyorum. Yani bilgisayar konusuna kayışım lisans okuduğum sırada başladı. Üçüncü sınıfın yazında ise stajımı Sümerbank Bilgi İşlem Merkezinde yaptım; oradaki bilgisayar daha da küçüktü, IBM 360/20. ODTÜ Endüstri Mühendisliğini 1974’te bitirdim, part-time yüksek lisans çalışmasına başladım aynı bölümde. Bir taraftan da çalışmaya başladım, 1975-76 yıllarında PTT bilgi işlem grubu kurmuştu, orada çalışıyordum. Grupta benim sınıftan bir arkadaş ve ODTÜ elektrik mezunu birkaç arkadaş vardı. Bu grup PTT’nin ilk bilgisayar merkezini kurdu, bina inşasından, ilk uygulama planlarına kadar. Benim üzerinde çalıştığım bir uygulama istihbarat servisi idi. Birinin ismini verip telefon numarasını ya da telefon numarasını verip ismini buluyordum. Birkaç başka arama işlemlerinin de desteklenmesi gerekiyordu. O zamanki teknolojiyle bu problemi çözmek sorunluydu. Aynı anda aldığım bir yüksek lisans dersinde, yeni keşfedilmiş olan veri tabanı teknolojisi işleniyordu. O ders benim kafamda bir ışık yanmasına yol açtı. Elimizde veri tabanı sistemi olsa, benim uygulamayı bir günde bitirebileceğim açıktı. Benim asıl ilgimi çeken, birilerinin bu konuyu araştırıp böyle bir teknolojiyi keşfetmiş olmasıydı. Dersin hocası, OECD kanalıyla ziyaretçi profesör olarak Michigan’dan gelen Dr. Raymond Fadous’du. Onunla konuştum, yüksek lisans tezimi bu konuda yapmak istediğimi söyledim. Yılın sonunda ABD’ye döneceğini söyledi, ama en önemli tavsiyesini hiç unutmadım: “This is a club and the cost of entry is a PhD” dedi. Bu konuda yurt dışında doktora yapma fikrinin o zaman oluştuğunu söyleyebilirim. 1976’da United Nations Industrial Development (UNDP) programının Sanayi Bakanlığı ile ortaklaşa yürüttüğü bir projede çalışmaya başladım. Bu kapsamda beni üç ay Viyana’ya UNDP Genel Merkezine gönderdiler. Oradayken, veri bilimleri konusunda yeni başlamış olan bir uluslararası konferansın o yıl Brüksel’de toplanacağını öğrendim ve gitmek için başvurdum, onaylandı. O yıl bu konferansın daha ikincisiydi; hâlâ devam ediyor ve bu konferansta ben de yıllar boyunca bir sürü makale yayınladım. Orada, bu disiplinin kuruluşunda öncü rol oynamış bir sürü kişi ile tanışma olanağım oldu. Toronto Üniversitesinden bir profesör, orada doktorasını yeni bitiren Prof. Esen Özkarahan’ın ODTÜ’ye döndüğünü, onu bulup tez çalışmamı onunla yapmamı önerdi. Esen Hoca doktoraya gitmeden ders veriyordu ODTÜ’de ve ben ikinci sınıfta ondan ders almıştım. Türkiye’ye dönünce Esen Hoca’yı buldum ve isteğimi ilettim. Esen Hoca beni yüksek lisans öğrencisi olarak kabul etti, onun Türkiye’ye döndükten sonraki ilk öğrencisiydim. Bu arada çalışmaya devam ediyordum. Üstelik evlendim. Yani o yıllar tam “multitasking” ile geçti. TÜBİTAK’ın yurt dışı doktora burs sınavına girdim ve kazandım. Ondan sonra üniversite araması başladı ki, o da sorunluydu zira lisans derecem bilgisayar değildi. 1978 başında bir oğlumuz oldu; lojistik iyice karmaşıklaştı ama bir şekilde hallettik. 1979 Ocak ayında ben tek başına ABD’ye geldim, eşim ve oğlum baharda geldiler. 1983’ün Mart’ında da Ohio State Üniversitesinden doktora derecemi aldım.

 

Hocam, bilgisayar mühendisliği, veri bilimi, veri yönetimi, büyük veri, veri madenciliği, makine öğrenmesi, yapay zekâ... Birçoğumuzun birbirine karıştırdığı alanlar, konular… Veri bilimini nasıl tanımlayabiliriz?
Veri bilimi konusuna ilgi son zamanlarda çok arttı, ama ne yazık ki konunun tanımı ve kapsamı konusunda belirsizlik söz konusu. Ben bu konuda son yıllarda epey araştırma yaptım ve konuya nasıl yaklaştığımı kısaca anlatabilirim. Veri bilimini, büyük veri (big data) kümelerinin analizi ve araştırması (exploration) yoluyla teknik ya da toplumsal sorunları çözme bilimi olarak tanımlayabiliriz. Buna dördüncü bilim paradigması diyenler de var; birincisi görgül kanıtlara dayalı, yani gözlemlemeye (empirical evidence), ikincisi bilimsel teori (scientific theory) oluşturulmasına dayalı, üçüncüsü hesaplamaya dayalı bilim (computational science) ki simülasyon yoluyla sorunların incelenmesidir. Dördüncüsü de veri bilimi. Veri biliminde kullanılan büyük veri kümelerinin nasıl tanımlanabileceği konusu da sorunlu, ama dört nicelikle belirlenmesi olanaklı: Veri kümelerinin miktarı, çeşitlilik, hız ve doğruluk. İngilizce’de bunlara “Four V’s - volume, variety, velocity, veracity” deniyor. Bu kapsamda, veri bilimi dört ayak üzerine oturur. Birincisi veri mühendisliği (data engineering); verinin kaynaklarının bulunması, uygun veri kümelerinin seçilip entegre edilmesi, verideki sorunların ve yanlışların temizlenerek analize hazır hale getirilmesi sorunlarıyla uğraşır. İkincisi veri analizi (data analysis); istatistiksel ve makine öğrenmesi yöntemleriyle veride gizli olan desenlerin bulunması ve yeni içgörü elde edilmesi. Üçüncüsü veri güvenliği ve gizliliği (data security and privacy); adından açıkça anlaşılacağı gibi verinin çeşitli tehditlerden korunması ve izinsiz kullanımdan korunması konularıyla ilgilenir. Dördüncüsü ise veri etiği (data ethics); verideki ve kullanılan algoritmalardaki ön yargıları engelleme konusuyla ilgilenir.

Bir veri bilimcinin (data scientist), diğer bilim alanlarında veya iş dünyasındaki yeri gelecekte nasıl olacak? Örneğin bir genetik uzmanı veya astrofizikçi yeni keşifler yapabilmek ya da ürünlerinin satışını artırmak isteyen bir girişimci öneri sistemi kurmak için veri bilimcilerle mi çalışacak?
Veri biliminin ileride önemli bir disiplin olacağı kesin. Bundan 20 yıl kadar önce New York Times gazetesinde bir makale yayınlanmıştı, başlığı “Bütün bilim dalları bilişimdir” idi (All Science is Computer Science). Abartılı bir başlık doğal olarak, ama yazarın savunduğu görüş, eskiden yapılması olanaksız bir sürü çalışmanın artık bilişim kanalıyla yapabileceği, hatta eskiden laboratuvarda yapılan bir sürü deneyin artık bilgisayarda simülasyonla daha kolay becerilebildiğiydi. Yani daha önce sözünü ettiğim üçüncü bilim paradigmasını, hesaplamaya dayalı bilimi (computational science) anlatıyordu. Bugün bunun ilerisine geçtiğimiz kesin; dolayısıyla dördüncü bilim paradigması olarak veri biliminin önümüzdeki dönemde hem toplumsal hem de bilimsel birçok sorunu çözmek için ağırlıklı kullanılacağından kuşkum yok. Dolayısıyla önü açık bir konu. Önümüzdeki dönemde birçok konu uzmanının- sizin sözünü ettiğiniz genetik uzmanı ya da astrofizikçiler dahil olmak üzere- veri ile çalışma yeteceğini kazanması ve veri ile çalışmakta duyabilecekleri çekinceleri yenmeleri gerekli. Benim gibi veri bilimi temel teknolojileriyle uğraşanların da bu gibi uygulama alanlarını bir ölçüde anlaması ve konu uzmanlarıyla konuşup çalışabilecek yeteneği kazanması gerekli.


Veri bilimi uygulamaları olmadan veri madenciliği, makine öğrenmesi, yapay zekâ gibi alanlarda doğru sonuçlar elde etmek mümkün mü? Yani “önce veri yönetimi” en kritik konu haline geldi diyebilir miyiz?
Bir ölçüde olanaklı. Belirttiğiniz bu teknikler, veri bilimi bir disiplin olarak ortaya çıkmadan önce de uygulama alanı buluyorlardı. Ama, potansiyellerinin tam olarak kullanılıp kullanılmadığı tartışma konusu. Daha önce bahsettiğim ve veri biliminin dört ayağından biri olan veri mühendisliği -ki sizin “önce veri yönetimi”nden bunu kastettiğinizi sanıyorum- bu uygulamaların etkinliğini arttırıyor. Bilgisayar bilimlerinde çok kullandığımız bir söz vardır: “Çöp içeri, çöp dışarı (garbage in, garbage out)”. Yani modeliniz ne kadar iyi olursa olsun, eğer girdi bilginiz beterse, alacağınız sonuç da pek yararlı olmaz. Veri mühendisliği, bir anlamda, bu tekniklerde kirli girdi kullanılmamasını sağlar. Dolayısıyla, bu tekniklerin tam potansiyelle kullanılmaları planlı veri bilimi uygulamalarıyla olanaklı diyebiliriz.

Veri biliminin etik yönü hakkında neler söylemek istersiniz? Örneğin büyük verilerden öğrenen yapay zekâların ortaya çıkardığı tıbbi, sosyal, ekonomik veya hukuksal kararlara insanlık nereye kadar uyabilir, uymalıdır?
Ben biraz önce veri biliminin dört ayağından bahsettim. Bunlardan birisi veri etiği; dolayısıyla bu konu veri biliminin ayrılmaz bir parçası. Dediğim gibi, bu konudaki çalışmalar çoğunlukla verideki ve kullanılan algoritmalardaki önyargıları engelleme konusunda odaklanıyor. Örneğin, kullanılan veride belirli toplum kesimleri hakkında toplanan veriler daha fazla ya da daha az olursa, analiz sonuçları da o yönde önyargılı olabilir. Sizin sözünü ettiğiniz sosyal, ekonomik ve hukuksal ortam etikle ilgili ama biraz farklı.
Veri bilimi uygulamaları bir boşlukta çalışmazlar; hukuki, sosyal ve politik bir ortam içinde var olurlar. Örneğin, sağlık konusundaki veri bilimi uygulamaları, sağlık sisteminden yararlanan hastalarla ilgili bilgileri saklarken kullanılır. Bu bilgilerle neler yapılabileceği (nasıl bir analiz uygulanabileceğini), bu bilgilerin kimlerle paylaşılabileceği, verinin ne şekilde ve ne kadar süreyle depolanıp saklanacağı ve veri güvenliği önlemlerinin neler olması gerektiği, her ülkenin kanunlarına ve toplumsal anlaşmalarına göre değişir. Dolayısıyla sözünü ettiğiniz sosyal, hukuksal, ekonomik ve politik yapı, belirttiğim dört ayağın hepsini etkiler. Aynı şekilde, umudumuz, veri bilimi uygulamalarının sonuçlarının ülkenin sosyal anlaşmalarını ve yasal yapısını etkileyeceği yolundadır. Kısacası, veri bilimi uygulamaları, sözünü ettiğiniz sistemin içinde yaşar, ondan etkilenir ve o sistemi (umarım) olumlu yönde etkiler.

Veri bilimi odağında gençlere bilimsel, mesleki veya girişimci olarak nasıl bir eğitim, yol haritası önerirsiniz? Çocuklara ve gençlere bu alanda ne gibi kabiliyetler ve yetenekler kazandırılabilir?
Bu alanda çalışmak için neler gerektiği sorusuna kesin yanıt vermek şu anda kolay değil. Bir çoğumuz bu konuda eğitim programları kurmakla meşgulüz, ama hepimiz deney yapıyoruz, yani değişik yapılanmaları deniyoruz. Bunların hangisi daha olumlu sonuç verecek henüz belli değil. Diğer zorlaştırıcı bir faktör de veri biliminin birden fazla disiplin temeline oturtulabilecek olması. Yani, matematik, bilişim ve mühendislik kökenli bir veri bilimi programının yapısı, sosyal bilimler kökenli programdan çok farklı olacaktır. İlk grupta bile farklılıklar var. Temel teknolojiler ve metodolojiler geliştirmeye yönelik bir program, yine teknik ama uygulama alanına yönelik (örneğin çevre bilimleri, biyoloji ya da tıp ve sağlık bilimleri) programlardan çok farklı olacaktır. Ama bunların hepsinin ortak olarak gereksinim duydukları konular var: matematik, belirli ölçüde bilişim bilimleri bilgisi, istatistiksel modelleme ve analiz gibi. Ondan sonra gerekli konular ayrışmaya başlıyor.

IEEE’nin ödülü hangi alanda verildi, içeriğinden ve sizin için öneminden bahsedebilir misiniz?
IEEE, benim alanımda en önemli iki mesleki örgütten birisi, diğeri de ACM (Association for Computing Machinery). Ben ikisine de daha yüksek lisans öğrencisiyken, 1975-76 yıllarında üye olmuştum ve üyeliğim bugüne kadar aralıksız devam etti. Daha önce bu iki örgütün “Fellow” düzeyine seçilmiştim. Bu sene IEEE’nin “Innovation in Societal Infrastructure” ödülüne layık gördüler. Bu ödül, bilişim teknolojisi aracılığıyla önemli toplumsal altyapı sistemlerinin geliştirilmesine katkılardan dolayı veriliyor. Beni de veri bilimi ve dağıtık veri yönetimi konusundaki çalışmalarımdan ve katkılarımdan dolayı bu ödüle layık görmüşler.

Araştırmalarınızın yanı sıra lisans, lisansüstü ve doktora seviyesinde belki de binlerce öğrenci yetiştirdiniz. Birçok akademik yöneticilik görevleriniz olmuş, kitaplar, editörlükler, danışmanlıklar... Hatta bir yayınevi bile kurmuşsunuz. Bu kadar işi birlikte yürütmenin bir sırrı var mı, veri bilimci olmanın bir avantajı diyebilir miyiz?
Evet, çok yönlü bir çalışma hayatım oldu. Bu kadar konuya bulaşmak biraz da benim kişiliğimden galiba; ilgimi çeken çok şey var ve bu işin sonuna gelmeden önce birçoğunu denemek istiyorum. Hepsini nasıl sığdırıyorsunuz diye sorarsanız, zaman planlamasının en önemli etken olduğunu söyleyebilirim. Zamanı iyi planlamak ve iyi kullanmak bana göre edinilebilecek en yararlı yetenek. Bir nedeni de bu iş bana zorunlu çaba gibi gelmiyor. Dışarıdan bakınca üniversite öğretim üyeliği çok tekdüze gibi gelir – her gün git, ders ver, biraz araştırma yap falan. Ama benim için hiç böyle olmadı – bu mesleği bulmam biraz vakit aldı (5 yıl kadar sanayide ve devlet dairelerinde çalıştım doktora öncesi) ama ondan sonra bu meslekten çok zevk aldım. Her günün başka bir heyecanı var. Her yıl yeni öğrenciler geliyor, hepsinin getirdikleri ve birikimleri diğerlerinden farklı; bu da insanı canlandırıyor, kendi aramızda şaka yollu “her yıl öğrenciler gençleşiyor” deriz. Yani, bütün bu projeler için çalışmak zoruma gitmiyor, aksine zevk alıyorum.

Son olarak, Talas Amerikan Okulu ve Tarsus Amerikan Kolejinde geçirdiğiniz yıllar hakkında neler söylemek istersiniz? Bu okulların hayatınıza, kariyerinize katkısı nasıl olmuştur?
Talas ve Tarsus’ta geçirdiğim yıllar hakkında ve bu yılların bana etkisi konusunda söylenecek o kadar çok şey var ki, bu sanırım kendi başına bir konuşmayı, başka bir söyleşiyi gerektirir. Ama bu yıllar, benim kendimi bulmamda, değer yargılarımı geliştirmemde, yıllardır devam eden arkadaşlıklar oluşturmamda en önemli dönemdir. Sanırım bu, diğer arkadaşlar için de böyledir. Düşünün ki 12 yaşında bir grup çocuğu alıyorsunuz, çoğu yatılı olarak o okulların çatısı altında 7-8 yıl geçiriyorlar ve üniversiteye girme noktasında ayrılıyorlar. Çocuk olarak girdiğimiz yerden, belirli bir yapıya kavuşmuş delikanlılar olarak çıkıyoruz (o zaman her iki okul da sadece erkek çocuklar için olduğundan bu terimi kullanıyorum). Bu etki hayat boyu devam ediyor, arkadaşlıklar da... Bu arkadaş grubuna şimdi hocaları da katıyorum; hayatta olanlardan bir kısmıyla hâlâ sosyal medya üzerinden haberleşiyoruz; John Snyder ve Alan Forsyth geliyor aklıma. Özellikle John, hâlâ beni bazen azarlayıp ders vermeye devam ediyor.

Güncel Haberler
Faruk Bozbey (TAO’61- TAC’64) Talas’tan Tarsus’a TAC’li Bozbey’ler 04 Haziran 2022
TAC İsimlendirme TAC öğretmenlerini hep hatırlayacak! 02 Haziran 2022
Semiha Malatyalıoğlu Bir geleneğin mimarı 01 Haziran 2022
Sema Güler 31 Mayıs 2022
Prof.Dr.Güray Erkol “Gelecek de sadece insanla anlamlı” 30 Mayıs 2022
Nesteren Kesen Nalbantoğlu 29 Mayıs 2022
Galia Hasid Morhayim (UAA’96) “Anahtar Kelimemiz: İLİŞKİ” 27 Mayıs 2022
Happy Vernal Equinox! İlkbahar Kutlu Olsun! 1966 yılında ABD’den Tarsus’a öğretmen olarak gelen John F. Snyder, o yıllarda TAC’de okuyanlar için öğrencileriyle ilişkileri ve masaya bağdaş kurup anlattığı dersleriyle efsaneleşen öğretmenlerden biri. 27 Mayıs 2022
SAC’nin yeni Okul Müdürü: Dr. Akın Metli SEV Amerikan Kolejinin (SAC) yeni Müdürü, eğitim alanında tecrübeli, akademik çalışmaları bulunan Dr. Akın Metli oldu. 26 Mayıs 2022
Prof. Dr. M. Tamer Özsu (TAO'66 / TAC’70) Talas’ın taş merdivenlerinden veri biliminin temel taşlarına... 24 Mayıs 2022
Zeynep Oğuz (UAA’16) BBC’nin in-house ajansı BBC Creative’de kreatif yönetmen olan Zeynep Oğuz, reklamcılığın yanı sıra uzun ve kısa metrajlı film alanında rüştünü çoktan ispatladı. Genç yaşına rağmen birçok ödül aldı ve son olarak Promax 2021’de “Best Newcomer” dalında Silver ödülünü kazandı. 23 Mayıs 2022
Raşel Rakella Asal (ACI’69) Raşel Rakella Asal, çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarından derleyerek oluşturduğu “Çılgın Bir Devinimdir Yaşamak” adlı kitabında, eserleriyle dünyayı tekrar ve tekrar dönüştüren isimleri mercek altına alıyor. 22 Mayıs 2022
Pınar Coşkuner Genç (UAA’89) Eserlerinde özlem ve aidiyet gibi kavramlarının yanı sıra toplumsal ve bireysel hafızaya odaklanan Eda Soylu, geçen yılın son aylarında yeni bir sergiyle çıktı sanatseverlerin karşısına: “Yetişkinler İçin Oyun Blokları”. 21 Mayıs 2022
Çitim Dontlu Oğuz (ACI’82) Mezunu olduğu İzmir Amerikan Kolejinde Okul Doktoru olarak görev yapan Çitim Dontlu Oğuz, Connect için kaleme aldığı yazıda, hayatındaki tüm önemli kararlarda ACI’ın etkisi olduğunu belirtiyor. 20 Mayıs 2022
Mezun Kitaplığı 2 Her ne kadar geniş kitleler kendisini çevirdiği kitaplarla tanısa da o aynı zamanda tiyatro eleştirmeni, yazar, eğitmen, gazeteci, sahne ve kostüm tasarımcısı… Üstelik, yaptığı her işte, “İki karpuz bir koltuğa sığmaz” atasözünü boşa düşürecek kadar başarılı. Birçok yabancı yazarın kitaplarının keyifle okunmasında onun katkısı büyük. 19 Mayıs 2022
İzmir’de doğup büyüyen, kentin bütün kültürel değerlerinin nesilden nesle aktarılabilmesi için çaba sarf eden ve çevresi tarafından “İzmir âşığı” olarak bilinen Sara Pardo, görmek isteyen gözler için bu kentte çok şey olduğuna inanıyor. 18 Mayıs 2022
Kısalar Eserlerinde özlem ve aidiyet gibi kavramlarının yanı sıra toplumsal ve bireysel hafızaya odaklanan Eda Soylu, geçen yılın son aylarında yeni bir sergiyle çıktı sanatseverlerin karşısına: “Yetişkinler İçin Oyun Blokları”. 18 Mayıs 2022
Beyza Boyacıoğlu (UAA’05) Akıllı telefonlar için tasarlanan ve kitle fonlaması desteğiyle hayata geçirilen “ZEKIMURENHATTI.COM”UN yaratıcısı Beyza Boyacıoğlu, bu sıra dışı interaktif web belgeselini dijital bir sanat eseri olarak görüyor. 17 Mayıs 2022
SEV’de yeni Yönetim Kurulu bayrağı devraldı Sağlık ve Eğitim Vakfının (SEV) yeni Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri, 11 Aralık 2021 tarihinde gerçekleşen SEV Olağan Mütevelli Heyeti Toplantısında belirlendi ve bayrağı devralarak göreve başladı. SEV Mütevelli Heyeti tarafından üç yılda bir yapılan seçimle belirlenen Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Amerikan Koleji mezunu olan ve gönüllü olarak hizmet veren isimlerden oluşuyor. 13 Mayıs 2022
SEV Hizmet Plaketi töreni Uzun süredir SEV Yönetim Kurulunda gönüllü olarak çalışan, bazıları yeni dönemde de göreve devam edecek Yönetim Kurulu üyelerine, SEV Mütevelli Heyeti Başkanı Mehmet Yaltır, yeni SEV Yönetim Kurulu Başkanı Piraye Erdem, SEV Genel Müdürü Prof. Dr. Güray Erkol'un katıldığı etkinlikle SEV Hizmet Plaketleri verildi. 12 Mayıs 2022
Nefise Bazoğlu (UAA’67) Dönüyorsa bu dünya hâlâ, eşitsizlikleri, yoksulluğu, yoksunluğu gidermek isteyenlerin çabalarıyla dönüyor. Nefise Bazoğlu da hayatının önemli bölümünü, yerkürenin herkes için daha yaşanılabilir bir yer olması için gayret göstermiş bir isim. 12 Mayıs 2022
Mustafa Doğaç Başkafa (ACI’21) İzmir Amerikan Koleji 1997 mezunlarının 2015’te genç yaşta kaybettikleri sınıf arkadaşları Sadık Emre Çaputçu anısına başlattıkları SEV okullarındaki ilk mezun sınıfı bursunu alan Mustafa Doğaç Başkafa, 2021’de mezun oldu ve İtalya’da, Bologna Üniversitesinde eğitimine devam ediyor. 11 Mayıs 2022
Gözde Bulgurcu (UAA’09) İzmir Amerikan Kolejinde “Sınıf Bursları”nın kurumsal bir nitelik kazanmasında emeği geçenler arasında bulunan Esma Akkuş ve Burak Kale, başarılı ve yetenekli çocukların eğitimine katkı sağlayarak iyi bir geleceğe doğru ilerlemesinde rol üstlenmenin önemini anlatıyor. 10 Mayıs 2022
Elif Özkul Gökmen (TAC’91) Üsküdar Amerikan Lisesi, İzmir, Tarsus ve SEV Amerikan Kolejleri, SEV İlköğretim Kurumları ve Redhouse Kidz’in bağlı olduğu SEV, tüm dünyanın olağanüstü bir dönemden geçtiği koronavirüs pandemisinde kutlanacak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, bir proje hayata geçirdi. 08 Mayıs 2022
Oya Karabekir (UAA’68) ve Zeynep Karabekir (UAA’01) Zeynep Karabekir, kendisi gibi Üsküdar Amerikan Lisesi mezunu olan annesi Oya Kılıç Karabekir ile birlikte online iç tasarım şirketi Tasarlayolla ile yurt içi ve yurt dışından kendilerine başvuran kişilere danışmanlık hizmeti veriyor. 07 Mayıs 2022
Mine Dedekoca (UAA’99) Kendini, “uzaktan çalışma kültürü küratörü” olarak tanımlayan, Türkiye’nin ilk uzaktan çalışma uzmanlarından, aynı anda iki girişiminde ve ABD’li bir şirkete uzaktan çalışan Mine Dedekoca ezberinizi bozabilir. Pandemiyle birlikte tüm dünyanın gündemine giren uzaktan ve esnek çalışmanın ana akım olarak iş hayatına hâkim olacağını savunuyor Mine Dedekoca... 06 Mayıs 2022
Esen Bulut (UAA’03) Dünyadaki iş yapış biçimlerindeki değişimi beş yıl önceden görerek yola çıkan Esen Bulut, kurduğu “Rimuut” adlı web servisleri aracılığıyla, serbest profesyonellerin kendi şirketlerini kurmalarına gerek kalmadan faturalama ve tahsilat işlemlerini uluslararası standartlarda kolayca gerçekleştirmelerine olanak sağlıyor. 05 Mayıs 2022
Esma Akkuş (ACI’97) - Burak Kale (ACI’97) İzmir Amerikan Kolejinde “Sınıf Bursları”nın kurumsal bir nitelik kazanmasında emeği geçenler arasında bulunan Esma Akkuş ve Burak Kale, başarılı ve yetenekli çocukların eğitimine katkı sağlayarak iyi bir geleceğe doğru ilerlemesinde rol üstlenmenin önemini anlatıyor. 05 Mayıs 2022
Cem Uygur Saraydar (TAC’89) Cem Uygur Saraydar, ABD’de General Motors’da Ar-Ge ve inovasyon yöneticisi. Ağa bağlı araçlar, bilgi tabanlı eğlence ve insan makine arayüzü alanlarında çalışıyor. Kablosuz iletişim alanında çok sayıda patenti bulunan Saraydar, ürettiği fikirlerle pozitif fark yaratmayı hayal ettiğini belirtiyor. 04 Mayıs 2022
Hüseyin Diriöz (TAC’73) Bugüne kadar birçok ülkede Türkiye dış politikasının bir temsilcisi olarak büyükelçilik yapan ve bir diplomat olarak uluslararası ilişkilerin hassas noktalarını çok iyi bilen Hüseyin Diriöz, birçok şeyin muğlak olduğu bu döneme ilişkin öngörülerini paylaşıyor. 15 Nisan 2022
A. İlter Turan (TAC’59) Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Siyaset Bilimi Profesörü A. İlter Turan, Covid-19’dan önce var olan uluslararası sorunların pandemi sırasında hızlanarak devam ettiğini, salt koronavirüs salgınından kaynaklanan bir değişiklik gözlemlemediğini belirtiyor. Prof. Turan, geleceğe yönelik bugün yapılan bazı tahminlerin doğru olduğunu söylemenin iddialı olabileceğinin altını çiziyor. 14 Nisan 2022
50. Yılda, Bir Arada Sağlık ve Eğitim Vakfı, kuruluşunun 50’nci yılını renkli bir etkinlikle kutladı. 15 Eylül Cumartesi günü Koç Topluluğu Spor Kulübü’nde gerçekleşen etkinliğe, SEV Kurumları'ndan mezun olanlar, öğrenciler ve velilerle birlikte okulların eğitim ve yönetim kadrosu katıldı. Neşeli bir piknik havasında geçen gecede, her yaş için çeşitli sanatsal etkinlik ve spor karşılaşmalarına yer verildi. 13 Nisan 2022
Dünyayı Değiştiren Yıl: 1968 Dünyayı Değiştiren Yıl: 1968 12 Nisan 2022
130 Yıllık Coşku 130 yıllık coşku 11 Nisan 2022
Hazal Atay (TAC’09) Hazal Atay (TAC’09) 1923’ten günümüze Türkiye siyasetinde kadın 10 Nisan 2022
Anet Gomel (ACI’70) Anet Gomel (ACI’70) Emek verenler ödülü 10 Nisan 2022
Prof. Dr. Aslı Tolun (UAA’67) İzmir Amerikan Koleji öğrencimiz Deniz Bajin, yazdığı 4 ayrı makaleyle dünyanın en saygın üniversitelerinden olan Pomona College'a tam burslu erken kabul aldı. Öğrencimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. 09 Nisan 2022
Yaşam Boyu Gazetecilik Başarı Ödülü Mete Akyol’a (TAC’55) basında imzalı ilk röportajının yayımlandığı 22 Ocak 1955’ten bu güne 60 yıl olması nedeniyle, Gazeteciler Cemiyeti tarafından Yaşam Boyu Gazetecilik Başarı Ödülü verildi. 08 Nisan 2022
Efe Çelebi (UAA’99) DentGroup Yönetim Kurulu Başkanı Efe Çelebi, Covid-19 pandemisinin yaşandığı ve insanların kliniklere gitmekten imtina ettiği süreçte, ağız ve diş sorunu yaşayanlar için kurdukları online danışma hattı ile 9 binden fazla hastanın derdine derman oldu. 08 Nisan 2022
Serdar Küçükoğlu (TAC’76) İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa-Kardiyoloji Enstitüsü; Kardiyoloji Anabilim Dalında görev yapan Prof. Dr. Serdar Küçükoğlu, geçmişte veba ve İspanyol gribi gibi salgınların olduğunu, bugün Covid-19’u yaşadığımızı, yarınsa başka salgınların olabileceğini söylüyor... 07 Nisan 2022
Arzu Denizbaşı (UAA’83) Tüm dünyayı saran Covid-19 pandemisini ve alınan önlemleri değerlendiren Marmara Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Arzu Denizbaşı, “eski günler” tanımının artık geride bırakılması gerektiğini, zira bundan sonra da bu tür salgınların insanlığı etkileyeceğini belirtiyor ve bu nedenle sağlığa daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin altını çiziyor. 07 Nisan 2022
Gül Yurtsever Ergör (ACI’81) Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı ABD ve Epidemiyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gül Yurtsever Ergör, hastaneler ve doktorlar ne kadar iyi ve donanımlı olursa olsunlar salgını önlemeye yetmeyeceğini, bulaşın önüne geçecek tedbirleri almanın şart olduğunu belirtiyor. 06 Nisan 2022
Enis Habib (UAA’15) Üsküdar Amerikan Lisesi mezunu Enis Habib, biyonik bacak alanında yaptığı çalışmalarla milyonlarca insanın yaşadığı bir soruna çözüm getirmeyi amaçlıyor. 05 Nisan 2022
Ece Eden (ACI’83) Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ece Eden, öğrencilerinden Mehmet Baysal ile birlikte geliştirdiği ve kendi adlarını taşıyan “Eden Baysal Dental Travma İndeksi” ile tüm dünya tarafından kabul edilen ve kullanılan bir çalışma gerçekleştirdi. 04 Nisan 2022
Gönül Özsoy Peker (ACI’69) Society for Neuroscience (SfN) tarafından sinirbilim eğitimine katkılarından dolayı ödüle layık görülen Gönül Ö. Peker, “Bugün bir eğitimci olarak değerlendirdiğimde, bizim zamanımızdaki ACI’ın, sunduğu seçmeli dersler ve farklı kulvarlarla, gerçek anlamda ‘kök hücre’ yetiştiren bir gelişim yuvası olduğu kanısındayım” diyor. 03 Nisan 2022
Milli implant ve milli kemik tozunun yaratıcısı Geliştirdiği diş implant teknolojileri ile Avrupa’nın en büyük implant fabrikalarından birini kurarak Eylül 2016’da faaliyete geçiren Dr. Talat Buğur, önümüzdeki yıl, dünyada sadece sayılı ülkenin üretebildiği kemik grefti’nin de (kemik tozu) Türkiye’de üretimine başlıyor. 02 Nisan 2022
UAA`nın Hayatımda Çok Önemli Bir Rolü Var UAA’nın hayatımda çok önemli bir rolü var 01 Nisan 2022
Ayşe Ülkü Ersin (UAA’57) Ayşe Ülkü Ersin, anlattıklarıyla bizleri 1950’lerin Üsküdar Amerikan Lisesinde kısa bir gezintiye çıkarıyor. Kâh yatılı olmanın kendisinde yarattığı duygulardan söz ediyor, kâh hayatını etkileyen öğretmenlerini anıyor. Kız okulu olduğu için erkek kılığına girerek sahneye çıkması da var değindikleri arasında, çok güzel “Rock’n Roll” yapmaları da. Başlığımıza da taşıdığımız sözleri ise UAA’nın onun hayatındaki yerini çok iyi tanımlıyor. 31 Mart 2022
Ayşe Hortaçsu Birsel (ACI’60) Kolejden mezun olur olmaz Amerika’da felsefe ve arkeoloji eğitimi alacaktı. Ancak hayat ona farklı bir senaryo hazırlamıştı. Evlendi, eşi büyükelçi ve ressam İsmet Birsel’in yurtdışı görevi nedeniyle arkeoloji eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Dünyayı dolaştı. Ayşe Hortaçsu Birsel (ACI’60) ile duvarları eşinin resimleriyle dolu Çeşme Dalyanköy’deki yazlık evinde buluştuk, okul anılarını konuştuk. 30 Mart 2022
Ülkü İzmirligil (UAA’59) Tıp doktoru olmak isterken ailesinin telkinleriyle yönünü arkeolojiye çevirmiş Ülkü İzmirligil. Side Antik Kenti başta olmak üzere birçok kazıya katılarak, geçmişin izlerinin bugüne taşınmasında rol oynamış. Şimdi emeklilik günlerinin tadını çıkarıyor ve yoğun temposu nedeniyle ötelemek zorunda kaldığı yurt içi gezilerini gerçekleştiriyor (pandemiden önce). UAA’ya başladığı ilk günler ve oradaki öğretmenler ise dün mezun olmuşçasına hafızasındaki tazeliğini koruyor ve okulun kendisine disiplinli olma, şartlara uyum sağlama, mücadele etme gibi birçok değer kazandırdığını söylüyor. 28 Mart 2022
Güngör Orhon Pura (ACI’47) İzmir Amerikan Koleji öğrencimiz Deniz Bajin, yazdığı 4 ayrı makaleyle dünyanın en saygın üniversitelerinden olan Pomona College'a tam burslu erken kabul aldı. Öğrencimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. 26 Mart 2022
Sezer Birsel Birkan (ACI’55) İzmir Amerikan Kolejinden 1955 yılında mezun olan Sezer Birsel Birkan, hukuk tahsilinin ardından mesleğini bir süre yaptıktan sonra İngilizce öğretmeni olarak çalışmış. Kendi köklü ve renkli aile hikâyesini kaleme aldığı “Üç Evlerin Öyküsü” kitabının da yazarı olan Birkan’dan tadına doyum olmayacak Kolej anılarını dinledik. 25 Mart 2022
Neşe Yörük Kınay (UAA’62) Üsküdar Amerikan Lisesi mezunu Nazlı Nalbantoğlu, Connect okurları için, okuldaşı olan ve “abla” diye hitap ettiği Neşe Yörük Kınay ile sıcacık ve samimi bir söyleşi yaptı. Kınay, kendisiyle yapılan bu söyleşide, hem Üsküdar Amerikan’ın o yıllardaki görünümünü hem de UAA’lı olmanın kendisine sağladığı avantajları anlatıyor. 24 Mart 2022
AYŞE MAYDA (ACI’37) Türkiye’nin ilk kadın ortodontisti Ayşe Mayda, 104 yaşına rağmen berrak hafızasıyla bizlerle kolej anılarını paylaşıyor. Yaşam enerjisini ise eski fotoğraflardan ve güne, yapılacak işler listesiyle başlamaktan alıyor. 23 Mart 2022
Yıldız Tınas İzmiroğlu (ACI’46) Yıldız Tınas İzmiroğlu (ACI’46) Okul, hayata uyumlu yetiştiriyor… 22 Mart 2022
Seçkin Selvi (UAA’57) Dile kolay, tam 168 kitabın dilimize kazandırılmasında onun emeği var. “168 kitap okuyana aydın diyorlar bu memlekette,” diyor Seçkin Selvi, biraz müstehzi bir şekilde. Edebiyat çevirilerinin niteliğini belirleyen temel unsurunsa, çevirmenin yazar kumaşına sahip olup olmamasından kaynaklandığını söylüyor. 21 Mart 2022
Dr. Emel Akaltın ÜAL’48 Dr. Emel Akaltın ÜAL’48 Beyaz önlük tutkusu Emel Akaltın, Türkiye’nin ilk kadın jinekologlarından… Buluşma’ya başta Miss. Martin olmak üzere efsanevi öğretmenlerini, Üsküdar Amerikan’ı, Ankara Tıp Fakültesi’ni ve kadın doğum uzmanı olmasının hikâyesini anlattı. 20 Mart 2022
Turhan Uygur(TAC’45) TURHAN UYGUR (TAC’45) TAC’nin çınarı, Atatürk’ün büyük hayranı, Türk tarımının öncülerindendi... 19 Mart 2022
Aylin Başakın (ACI’83) İzmir Amerikan Koleji (ACI) Yetişenler Derneği’nin yeni başkanı Aylin Başakın, 2020 yılı itibarıyla bayrağı, dernekte omuz omuza çalıştığı Sevin Oran’dan devralarak göreve başladı. Yetişenler Derneği’nde yıllardır gönüllü olarak görev alan Başakın, önümüzdeki döneme ilişkin çalışmalar hakkında Connect’in sorularını yanıtladı… 18 Mart 2022
Saadet Timur Üsküdar Amerikan Lisesinde uzun yıllar Türkçe ve Edebiyat öğretmeni olarak görev yapan Saadet Timur, ölümünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen (1985) unutulmayan isimlerden biri. Öğrencilerinden Ayşegül Günkut Yüksel, sevgili öğretmeni Saadet Timur'u anlatıyor. 17 Mart 2022
Mehmet Özel (TAC’90) Tarsus Amerikan Koleji Mezunlar Derneğinin yeni başkanı seçilen Mehmet Özel, okulunun kendisi için anlamının büyük olduğunu, TAC’lileri ise ikinci ailesi olarak gördüğünü söylüyor ve TAC’ye hizmet etmekten duyduğu mutluluğu bizlerle paylaşıyor. 16 Mart 2022
Defne Pektaşdan Ersözlü (ACI’91) Yeni bir dünya oluşurken, hayatta bir çocuğa verebileceğiniz en büyük zenginlik geleneksel olan, güçlü bağlar ve güzel arkadaşlıklarla dolu bir eğitim. Üç nesil boyunca bunun paylaşılması ise paha biçilmez... 16 Mart 2022
Berna Altan Yüzbaş (UAA’93) Anneannesinden, annesinden ve kendisinden sonra kızı da Üsküdar Amerikan Lisesi mezunu olan Berna Altan Yüzbaş, UAA’daki geleneğin nesiller arasındaki farklılıkları ortadan kaldırarak mezunlarının ortak bir dil, üslup ve bakış açısıyla dünyaya bakmalarına aracılık ettiğine dikkat çekiyor. 15 Mart 2022
Begüm Üçer Dilmen (ACI’77) İzmir Amerikan Kolejinden mezun olduktan ve yüksek öğrenimini tamamladıktan sonra profesyonel hayata atılan, orada edindiği tecrübeyi Sağlık ve Eğitim Vakfına taşıyan Begüm Üçer Dilmen, tüm mezunların gerek SEV’e, gerekse okullara katkı sunabileceğini söylüyor. 14 Mart 2022
Didem Kaper (ACI’91) Annesi, anneannesi ve kendisi gibi kızı da İzmir Amerikan Koleji’ne giden Didem Karer, okulun kendileri için taşıdığı önemi Connect okurları için kaleme aldı. 12 Mart 2022
Sevin Oran (ACI’56) İzmir Amerikan Koleji Yetişenler Derneği’nde 45 yıldır görev alan ve 17 yıldır da Başkanlık görevini yürüten Sevin Oran’a dernek yönetimi tarafından Onursal Başkanlık unvanı verildi. 10 Mart 2022
Atamalar MEHMET T. NANE (TAC’84) Dünya havacılığında bir ilk... Pegasus Hava Yolları Genel Müdürü Mehmet T. Nane, Haziran 2022 itibarıyla göreve başlamak üzere Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. IATA’nın 77. Yıllık Genel Kurul Toplantısı’nda Yönetim Kurulu Başkanı seçilen Nane, Birliğin ilk Türk başkanı olarak görevi bir yıl boyunca yürütecek. 28 Şubat 2022
Pelin Ekinci Kaya (Uaa’93) Üsküdar Amerikan Lisesinin ardından Bilkent Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler Bölümünde eğitim gören Pelin Ekinci Kaya, diplomat olmayı arzularken sinemanın cazibesine kapılıp, kendine bambaşka meslek seçen bir isim. 26 Şubat 2022
Sinem Sandıkçı Gökçen (TAC’96) Sinem Sandıkçı Gökçen, L’Oréal Türkiye’nin Ülke Genel Müdürü olarak atandı. Tarsus Amerikan Kolejnin ardından Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olan Gökçen, 2000 yılından bu yana L’Oréal Türkiye’nin çeşitli departmanlarında farklı görevler üstlendi. 25 Şubat 2022
Mehmet Buldurgan (TAC’69 Ortaokul) Girişimci ekosistemi Türkiye’nin geleceğini belirleyebilir Yıllarca Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde üst düzey yöneticilik yapan Mehmet Buldurgan, Melek Yatırımcılık konusunda lisans alan ilk sekiz kişiden biri. Ortaklarıyla birlikte kurduğu ŞirketOrtağım Melek Yatırımcı Ağı ile başta gençlerİN YAPTIKLARI olmak üzere, birçok girişime maddi destek verip, tecrübe aktarımında bulunarak hayallerini gerçek kılmasını sağlıyor.... 24 Şubat 2022
Arın Özkula (UAA’02) - Enis Hulli (ACI’09) Beşinci yılda 5 çarpan hedefine ulaştılar Start-up’lara destek veren, girişimcileri yatırımcılarla buluşturan Arın Özkula ve Enis Hulli, bugüne kadar beş yatırım yaptıklarını, yıl sonuna kadar bu sayıyı sekize çıkarmayı planladıklarını belirterek, 500 Istanbul’un ilk fonunun dolar bazında yıllık yüzde 46 net geri dönüşle, henüz 5’inci yılında 5 çarpan hedefine ulaştığını söylüyor. 24 Şubat 2022
Gizem Moral Kunter (ACI’93) Bir işi bir kişi yapabiliyorsa, herkes yapabilir! 22 yıllık kurumsal iş tecrübesini yeni bir alan olarak değerlendirdiği girişimciliğe taşıyan Gizem Moral, bir hayalin gerçek kılınmasında en büyük engelin kişinin kendisi olduğuna vurgu yaparak, kendine ve gençlere sık sık şu cümleyi tekrarladığını söylüyor: “Başarısız olmadan denedim diyemezsiniz, denemeden de başarılı olmanızın imkânı yok.” 23 Şubat 2022
Özüm İlter Demirci (ACI’99) Ege Genç İş İnsanları Derneği bünyesinde faaliyet gösteren EGİAD Melekleri Yatırım Ağı aracılığıyla girişimcilere destek veren Özüm İlter Demirci, İzmir Amerikan Kolejindeki çeşitli kulüplerin gençler için büyük bir avantaj olduğunu vurgulayarak, “Yola erken koyulmak, girişimci ruh taşıyan tüm bireylerin elindeki en büyük koz olacaktır” diyor. 22 Şubat 2022
Sadık Gençoğlan (Tac’03) TAC’den 2003 yılında mezun olan Sadık Gençoğlu, üniversite eğitimine önce Université Paris-Sorbonne’da başladı. 21 Şubat 2022
Türker Oğuz (TAC’91) Girişimcilik sonrası “profesyonel yatırımcı” olmaya karar verip bu işe büyük bir ciddiyetle yaklaşarak 2014 yılında Venture ScIence firmasını kuran ve yedi yıllık zaman zarfında, 30 civarında yatırım yapan Türker Oğuz, sadece kâra değil, dünyaya ve insanlığa fayda sağlayacak alanlara odaklandıklarını söylüyor. 21 Şubat 2022
Namık Kural (TAC’76) Kendisi gibi yatırımcılarla bir araya gelerek TRAngels’ı kuran ve melek yatırımcı ağı oluşturan Namık Kural, bu alana yönelme nedenini şu sözlerle açıklıyor: “Hayatınıza o kadar güzel şeyler katılıyor ki, hiç bilmediğiniz konularda, birinci elden pırlanta gibi beyinlerden çıkan fikirleri dinliyorsunuz.” 20 Şubat 2022
Sırma Süren (UAA’02) Sırma Süren (UAA’02), geride bıraktığımız yılın Haziran ayında “Head of Communications” pozisyonuyla Google Türkiye ofisine transfer oldu. 19 Şubat 2022
Meryem Birsöz (TAC’03) Evcil hayvanlar ve onların sahipleri için Moshiqa markasını yaratan Meryem Birsöz (TAC’03), Warner Bros. Studios tarafından üretilen Wonder Woman 1984 filmi için lüks moda ortağı seçildi. 18 Şubat 2022
Aslı Altınışık (UAA’12) Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı’nda Proje Uzmanı olan Aslı Altınışık, hazırladıkları “Covid-19 Salgınının Türkiye’de Faaliyet Gösteren Sivil Toplum Kuruluşlarına Etkisi Anketi” sonuçlarını değerlendirdi. 17 Şubat 2022
A. Murat Kavrar (TAC’92) DHL Freight Türkiye Genel Müdürü A. Murat Kavrar, Covid-19 salgını sırasında önemi bir kez daha gözler önüne serilen lojistik sektörünü Connect okurları için değerlendirdi. 16 Şubat 2022
Özlem Salur (UAA’81) Getir İnsan Departmanı Direktörü Özlem Salur, salgın döneminde alışveriş alışkanlıklarının değiştiğini, bu süreçte ticari kaygılardan ziyade insanlara fayda sağlayabilme sorumluluğuyla adım attıklarını belirtiyor. 15 Şubat 2022
Efe Kart (TAC’13) Pandemiyle tüm dünyanın, Türkiye’de de Hayat Eve Sığar aplikasyonuyla birçoğumuzun tanıştığı Temas Takip Uygulamalarını, bugünlerde kamu, belediyeler ve özel şirketlere sunmaya başlayan Geodo Teknoloji’nin ortaklarından Efe Kart’a soruyoruz. 14 Şubat 2022
Kaan Bilecik (UAA’09) Kaan Bilecik, geçen yılın Temmuz ayında, İndeks Bilgisayar'ın Satış ve İş Geliştirme Direktörü oldu. 13 Şubat 2022
Cahit Erdoğan (TAC’92) Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan, pandemi sürecinde aldıkları önlemleri, yeni normallerle birlikte gerçekleştirdiklerini ve dijital bankacılığın önemini değerlendirdi. 12 Şubat 2022
Kerem Macit (TAC’05) / Hande Macit (TAC’10) Kerem ve Hande Macit, günümüzde birçok gencin hayalini gerçekleştiren iki kardeş. Luwia markası altında ürettikleri el yapımı yoğurdu, Hollandalıların damak zevkine sunan Macit kardeşler, kaybolmuş bir tadı ve zanaatı geri getirmeyi amaçladıklarını belirtiyorlar. 11 Şubat 2022
Refik Kutluer (TAC’74) Birkaç yıl önce Tarsus’ta küçük bir evde olağan dışı güvenlik önlemleriyle bir yıl kadar süren kazılardan sonra hâlen hiçbir açıklama yapılmaması olayın gizemini korurken, konu üzerine 2000 yılı aşan tarihî bir perspektiften adeta dedektiflik öyküsü kaleme alan Refik Kutluer’in AncIent OrIgIns dergisinde yayınlanan ve kısa sürede en çok okunanlar arasına giren makalesi Dan Brown romanlarını aratmıyor. 06 Şubat 2022
Nilgün Arıt (UAA’67) Uzun yıllar ilaç sektöründe üst düzey yöneticilik yaptıktan sonra Maya kültürüne gönül veren, bu kültürle ilgili kitaplar çevirip yazan, geçirdiği inisiyasyonların ardından “kırmızı kemer” ile Maya Şamanı olan Nilgün Arıt, günümüz insanının bu kadim bilgeliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğuna inanıyor. 05 Şubat 2022
Mezun Kitaplığı Amerikan kolejlerinden farklı dönemlerde mezun olanlar, bilgi birikimlerini, tecrübelerini, hayal güçlerinde canlandırdıklarını yazarak paylaşmaya devam ediyorlar. geride bıraktığımız aylar içinde mezunlarımızın okurlarla buluşturduğu kitapları bir araya getirdik. 04 Şubat 2022
Mehmet Gür (TAO’66 / TAC’69) Bundan iki yıl önce (2019) çıkardığı otobiyografi kitabı “Yol”dan ilham alarak söz yazarlığına başlayan Mehmet Gür, içinde 12 şarkının bulunduğu bir albüm çıkardı: “The Path”. Albümün tanıtımının yapıldığı www.thepathalbum.com sitesinde bir yazı kaleme alan Gür, Yol kitabındaki kişilerden, olaylardan ve yerlerden etkilenerek söz yazarlığına başladığını belirterek, şunları söylüyor: “Şarkı yapmak, hiç şüphesiz müzik bilgisi ve şarkı sözü yazma becerisi gerektirir. 04 Şubat 2022
Lisya Konfino Tavaşi (UAA’99) Seza Ünal Özeren (ACI’01) Lisya Konfino Tavaşi ve Seza Ünal Özeren, eğitimlerini farklı illerde ve ülkelerde tamamlamış, kariyerlerini de farklı alanlarda yapmış iki kadın. Onları bir araya getiren temel unsur ise sanata olan tutkuları ve hayata aynı köklü değerlerin ışığında bakmaları. 03 Şubat 2022
Gamze Olgun (TAC’88) Akademide aldığı ressamlık eğitiminin çok farklı bir alanda da değerlendirilebileceğini düşünerek rengârenk pastalar ve kurabiyeler yapan Gamze Olgun, açtığı Youtube kanalıyla “pastacılık sanatının” inceliklerini takipçileriyle paylaşıyor. 01 Şubat 2022
Elvan Özkavruk Adanır (ACI’85) Kahvenin birçok coğrafyadan farklı olarak bu topraklarda kültürel bir unsur olduğu muhakkak. evlilik arifesinde neredeyse başrol üstlenecek kadar değer verilen, derin soHbetlere eşlik eden kahve, bu kez de ACI mezunu ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölüm Başkanı Elvan Özkavruk Adanır’ın çalışmalarıyla sanatsal bir obje olarak karşımıza çıkıyor. 31 Ocak 2022
Ali Kabaş (TAC’76) Özgürlük ve tutku. İki kuvvetli duygu. Sevgili Ali Kabaş bu duyguları sanatına yansıtıyor. Uçarak fotoğraflayan Kabaş, GAIN TV ile birlikte “Uçan Dedektif” serisini yarattı. “Kısa Sorular, Kısa Cevaplar” köşemizde kendisine bu çalışmasını ve yaptıklarının insanların doğayla ilgili bilinçlenmesindeki etkisini konuştuk. 30 Ocak 2022
Gülin Üstün (ACI’86) Kariyerine önce reklamcılıkla başlayan, ardından film yapımcılığına yönelen Gülin Üstün, İstanbul Kültür Sanat Vakfının çatısı altında düzenlenen Köprüde Buluşmalar etkinliğinin gerçekleşmesine sağladığı katkı nedeniyle Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivalinde Başarı Ödülü aldı. 29 Ocak 2022
Elif Yonat Toğay (UAA’87) Çocuklar için bilimi, doğayı, hayvanları ve dostluğu konu alan eserler üreten Elif Yonat Toğay, minik okurlarına bu kez de “En Havalı Kaka Benimki” ve “Dodi Dişdostu” adlı kitaplarla sesleniyor. 26 Ocak 2022
Zümrüt Bozkurt (UAA’99) Turizm sektöründe yurt içinde ve yurt dışında çalıştıktan sonra içinde var olan sanata yönelen Zümrüt Bozkurt, kardeşiyle birlikte oluşturduğu BozMural markasıyla, iç mekânların duvarlarını renklendiriyor. 25 Ocak 2022
Fırat Yücel (ACI’97) İFSAK’ın 2020 Yılı Sinema Ödülü, Altyazı sinema dergisine verildi... Derginin hayat bulup 20 yıldır bağımsız olarak yoluna devam etmesini sağlayanlar arasında 1997 mezunu iki ACI’lı, Fırat Yücel ve Enis Köstepen de var. Kazanılan ödül nedeniyle sorularımızı yönelttiğimiz Yücel, Altyazı’nın bunca yıl ayakta kalmasının en önemli sebebinin kolektif üretimle oluşturulması olduğunu belirtiyor. 24 Ocak 2022
Halim Ercan (ACI’99) Oyuncu Halim Ercan, pandemi nedeniyle kültür ve sanat camiasının yaşadığı sorunlara bir nebze olsun derman olabilmek amacıyla Sahneport’u hayata geçirdi. Türkiye’nin ilk dijital kültür sanat merkezi olan bu platform, tiyatrodan konsere, sinema filmlerinden sergilere kadar birçok etkinliği sanal ortama taşıyor. 23 Ocak 2022
UAA’64’lü olmak… Üsküdar Amerikan Lisesi’nden mezun olmalarının üzerinden yarım yüzyıldan fazla zaman geçmesine rağmen birbirlerinden kopmayan ’64 sınıfı, hem okul ruhunu yaşatıyor hem de toplumsal sorumluluk projeleri üretiyorlar. 06 Ocak 2022
Serhan Antalyalı (TAC’83) Dr. Serhan Antalyalı, Rotary Kulübü’nde önemli görevler üstlenmeyi sürdürüyor. 2020-2021 yıllarında Rotary 2430’un Bölge Federasyon Başkanlığı’nı yapacak olan Antalyalı, birçok mezunun gerek iş, gerekse sosyal hayatta başarılı olmasını TAC’de aldıkları eğitime bağlıyor. 05 Ocak 2022
McCain’in Hatırası Tarsus’ta Yaşayacak McCain’in Hatırası Tarsus’ta Yaşayacak 03 Ocak 2022
ACI’00 Sınıfından Arkadaşlarının Anısına Burs ACI’00 Sınıfından Arkadaşlarının Anısına Burs 02 Ocak 2022
Gelenekten Geleceğe Bağış programlarımız desteklerinizle büyüyor İzmir Amerikan Koleji öğrencimiz Deniz Bajin, yazdığı 4 ayrı makaleyle dünyanın en saygın üniversitelerinden olan Pomona College'a tam burslu erken kabul aldı. Öğrencimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. 01 Ocak 2022
SEV 50. Yıl Bursu SEV 50. Yıl Bursu 50 yıl için 50 hayata dokunmak 31 Aralık 2021
Diana Deniz Noonan (ACI’78) Diana Deniz Noonan (ACI’78) Çocukları yarınlara hazırlayan 78’liler 29 Aralık 2021
SEV’den Minnettarlık İfadesi Üsküdar Amerikan Lisesi, İzmir, Tarsus ve SEV Amerikan Kolejleri, SEV İlköğretim Kurumları ve Redhouse Kidz’in bağlı olduğu SEV, tüm dünyanın olağanüstü bir dönemden geçtiği koronavirüs pandemisinde kutlanacak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, bir proje hayata geçirdi. Koronavirüs sürecinde gece gündüz demeden büyük bir özveriyle çalışmaya devam eden sağlık çalışanları ile çocuklarına teşekkür etmek ve moral vermek amacıyla 10 bin kitap armağan etti. 27 Aralık 2021
Gelenekten Geleceğe Destek Gelenekten Geleceğe Destek Bağış 26 Aralık 2021
Ayhan Sicimoğlu (TAC’70) Ayhan Sicimoğlu (TAC’70) Hastalarına duyurulur 23 Aralık 2021
MEZUN SINIFI BURSLARI Mezunlarımızın dönem arkadaşlarıyla bir araya gelerek oluşturdukları Mezun Sınıfı Bursları, 2019 yılında ciddi bir artış gösterdi. Dokuz yeni sınıf bursuyla mezunlar, Sağlık ve Eğitim Vakfı’nın 2019-20 eğitim ve öğretim yılında 47.4 milyon liraya ulaşan toplam burs tutarındaki ağırlıklarını hissettirmeye başladılar. 09 Aralık 2021
x
Sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi. Tamam